Yeni Nesil Siyaset...

"Bugünün dünyasında, toplumların ırkçı, milliyetçi, militer, cinsiyetçi, muhafazakâr ve piyasacı güçlere teslim olmasına karşı durmak, bu güçlere karşı geniş bir toplumsal desteğe dayanarak mücadele etmek büyük önem taşıyor. İnsanın insana kulluk etmediği, baskının ve sömürünün olmadığı, savaşların yaşanmadığı, ezen ve ezilen ilişkisinin son bulduğu; tüm insanlığın dil, din, renk, ırk, cinsiyet farkı olmaksızın, yaşamın her alanında eşit, özgür, insanca ve adil yaşadığı bir dünya bugün de bir özlem olarak varlığını sürdürüyor. İnsanlık tarihinde sağlanan gelişim ve elde edilen kazanımlar da bu özlemin boş bir hayal olmadığını gösteriyor.

Bugün dünyada hâkim olan kapitalist emperyalist sistem, toplumsal yaşamda büyük tahribatlar yaratıp insanı yalnızlaştırıyor; bireyi kendi emeğine, kimliğine, topluma ve doğaya yabancılaştırıyor. İşte egemenlerin toplumsal birliktelik anlamına gelen her türlü örgütlülüğü etkisizleştirme ve dağıtma çabasına karşı, ortak mücadele ve dayanışma ruhunu yeniden kurmak iktidarlara ve sisteme karşı direnişin en önemli adımıdır.
Egemenlere karşı verilen mücadeleleri birleştirmenin, ezilen ve sömürülenlerin birbirlerine karşı kullanılmasının önüne geçeceğini biliyoruz. Sorunlarımızın birbiriyle ilişkili olduğunun bilincindeyiz. Birimizin haksızlık yaşadığı bir yerde, hiçbirimizin özgür ve eşit olamayacağının farkındayız.

Emeğin ve ezilenlerin kurtuluşu için; özgürlük, barış ve adalet için mücadele eden güçlerin birliğinden oluşan Partimiz, insanlığın sınıfsız, sınırsız ve sömürüsüz bir dünyaya ulaşacağına inanır. Üzerinde yaşadığımız ve tüm sömürü aygıtıyla birlikte, inkârın, baskının, asimilasyonun egemen olduğu topraklarda ise emek mücadelesinin önündeki tüm engellerin kaldırıldığı, halkların ve inançların özgür olduğu, kadın erkek eşitliğinin yaşandığı demokratik bir halk iktidarını hedefler. “Etnik kimliği, kültürü, dili ve diniyle tek tip Türk milleti” dayatmalarına karşı çoğul, farklılıkların eşit ve gönüllü beraberliğine dayalı bir toplumsal yaşamı; özgürlükçü ve demokratik bir Türkiye hedefini savunur.”

7 Haziran seçimlerinde %10 barajını aşmakla kalmayıp, 80 milletvekili çıkararak MHP ile eşitlenen güce kavuşan HDP’nin parti programı bu cümlelerle başlıyor. Yeni oluşan parlamentoda programı ve tüzüğüyle HDP’nin kapsayıcılığı, kucaklayıcılığı ve demokratik çoğulcu yapısına sahip bir başka parti örneği yok. Tüm birimlerde kadın ve erkeklerin eşit düzeyde yer aldığı; Türkiye’nin tüm etnik, dinsel, kültürel, sınıfsal, cinsel unsurlarının temsil edildiği HDP’nin başarısının ardında bu çeşitliliğin dengeli uyumu yatıyor. Bu başarıya zemin oluşturan uyumlu çeşitliliğin 1994’te kurulan ve 2003 yılında Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatılan HADEP’ten bu yana uzun ve çileli bir mücadele zemini üzerinde kurulduğunu bilmek ayrıca ilginç ve önemli. Zira bugün artık bir “Kürt etnik partisi” kimliğinden Türkiye’deki tüm ezilenlerin partisi olma noktasına dönüşme becerisini gösteren bir yapıdan söz ediyoruz. Sadece devlet baskısı değil, sağlı sollu tüm önyargıların kırılması, farklı alanlarda farklı mücadeleler içerisinden gelen ezilen kesimlerin bir araya getirilmesi ve ortak bir mücadelenin örgütlenmesi sadece siyasi bir başarı değil; dünyada yükselen mikro milliyetçilik, Ortadoğu’yu kana bulayan mezhepçilik düşünülürse, aynı zamanda incelenmesi, irdelenmesi gereken bir sosyolojik vak’a.

Politik olarak HDP’yi destekleyip desteklememenin ötesinde, ülkenin parçalanması, bölünmesi karşısında, milliyetçiliğin önüne ortak aklı ve ortak mücadeleyi öne çıkaran HDP anlayışı, hemen burnumuzun dibindeki kan ve gözyaşı gölüne karşı umut ve iyimserlik aşılıyor. Irak ve Suriye başta olmak üzere Ortadoğu coğrafyasında tanık olduğumuz vahşete karşı bu ortak akıl ve ortak mücadele dışında bir sigortamız yok.
Ortak akıl ve ortak mücadele zemininde halkların demokratik, özgür ve eşit birlikteliği sadece Türkiye’nin meselesi değil.

Yunanistan’da çok sayıda örgütü bir araya getirerek ilginç bir deneyime imza atan SYRİZA (Radikal Sol Koalisyon), İspanya’da ilgiyle izlediğimiz PODEMOS (Öfkeliler Hareketi) ve Türkiye’de etnik kimlik mücadelesinden geniş kitlelerin ortak mücadelesini örgütlemeye evrilen HDP yeni nesil halk muhalefetinin öncülleri kuşkusuz. Zira birbirinden farklı ülkelerdeki bu hareketler geçen yüzyılın politik kodlarına sığmayan, yepyeni siyasi cepheler.

Kıbrıs’ta da geçen yüzyılın ortalarından bu yana benzer bir demokratik birlikteliğin mücadelesinin, Güneyde ve Kuzeyde partiler, örgütler tarafından verildiğini biliyoruz. Uzun, ağır bedeller ödenen, acılı bir mücadele bu.
Küresel sermayeye karşı ret cephesi olarak gelişen SYRİZA ve PODEMOS ile coğrafyadaki mikromilliyetçiliğe ve mezhepçiliğe karşı bir ortak mücadele hattı olarak gelişen HDP’yi Kıbrıs’ta süregelen mücadele ile ilişkilendirerek okumaya çalıştığınızda ilginç paralellikler kurulabileceği gibi, bu “yeni nesil halk hareketlerinden” yola çıkarak Kıbrıs’a dönük projeksiyonlar üzerinde de düşünmek mümkün.

İşin kolayına kaçmadan, politik tarafgirliğin tuzağına düşmeden, İspanya, Yunanistan ve Türkiye’deki yeni nesil hareketlerin Kıbrıs’ta karşılığı olabilecek siyasi oluşumun hangisi olduğu veya mevcut siyasi parti ve örgütlerden hangisinin bu yeni nesil halk hareketi potansiyelini taşıdığını anlamaya çalışıyorum. Belki okuyucu yardım eder bu konuda bana… Görüşlerinizi bekliyorum. Belki bir sonraki yazıyı sizlerle birlikte yazarız…

---------

Cumhuriyetçi Türk Partisi Kurultayı tamamlandı. Sn. Mehmet Ali Talat ve yeni CTP yönetimine başarılar diliyorum.

Son DüzenlenmeSalı, 07 Temmuz 2015 11:15
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık