Seçime Doğru Anadolu Notları

İstanbul'dan çıktık yola, Adana üzerinden konuşa, izleye dinleye Antep, Urfa, Diyarbakır derken Bitlis’teyiz. Yolculuğumuz Van, Erzurum hattından yukarıya, Karadeniz’e uzanacak. Trabzon- Samsun üzerinden “Türkiye Cumhurbaşkanını Seçiyor” araştırmamızın ilk etabı tamamlanmış olacak. AG Platform ve İÜ İletişim Atölye T5 işbirliği ile yürüttüğümüz çalışmanın bir ayağı da İstanbul’da oldukça geniş ölçekli biçimde devam ediyor. Temmuz ayının ilk haftasında İzmir- Manisa- Denizli- Antalya hattında “Batıyı” dinleyeceğiz.

Cumhurbaşkanlığı aday başvuruları 3 Temmuz 2014 Perşembe günü sona erecek.

AKP adayını henüz açıklamadı, ancak kamuoyunda AKP’nin Başbakan Tayyip Erdoğan’ı aday olarak göstereceği yönünde güçlü bir kanaat oluşmuş durumda.

Selahattin Demirtaş ismi üzerinde mutabakat sağlayacağı konuşulmakla birlikte BDP/HDP’nin adayı henüz nelteşmiş değil.

CHP ve MHP geçen hafta Cumhurbaşkanı adayı olarak Ekmeleddin İhsanoğlu adı üzerinde anlaştıklarını açıkladılar.

Adana- Antep- Urfa- Diyarbakır- Bitlis hattında, ağırlıklı olarak Kürt seçmenlerle sohbet ediyoruz. Yerel seçimlerin üzerinden henüz 3 ay gibi bir süre geçtiğinden, seçmende belirgin bir seçim yorgunluğu hissediliyor. Buna rağmen kendine özgü bir hayat akışına ve siyasi gündeme sahip olan Güneydoğu’da, Batı kentlerindeki siyasi gerilim havası yok. Haberlere ilgi büyük. Kahvehanelerde sürekli açık televizyonlarda haberler başladığı anda gürültü azalıyor, başlar sık sık ekrana dönüyor. Özellikle de Başbakan Erdoğan ekrandayken... Irak-Suriye haberleri de aynı ilgi ve dikkatle izleniyor.

Ekmeleddin İhsanoğlu’nu soruyoruz. Genellikle ismi tam olarak söyleyebilen yok, fakat CHP ve MHP’nin “acaip isimli” bir aday çıkardıklarını söylüyorlar. “Nereden çıktı bu adam?” yaklaşımı hemen hemen gezdiğimiz bütün illerdeki ortak tepki. “Koskoca CHP’nin kendi içinden çıkarabileceği başka adam mı yoktu?” en fazla duyduğumuz itiraz. Bu iki partinin İhsanoğlu’nu tepeden inmeci bir yaklaşımla topluma dayattığı ve sırf bu nedenle bile başarılı olma ihtimalinin çok düşük olduğunu söylüyorlar.

İhsanoğlu’nun “dindar” ve “muhafazakâr” bir aday olduğu, fakat iktidarda AKP’nin bulunduğu ve Erdoğan’ın adaylığına kesin gözüyle bakılan bir ortamda karşısına çıkacak adayın muhafazakâr kimliğinin bir avantaj olmayacağı görüşü dillendiriliyor.

Daha açık ifadeyle “orijinali karşısında”, İhsanoğlu’nun “muhafazakâr- dindar kimliği” çoğunluğu muhafazakâr olan Kürt seçmen açısından anlam taşımıyor. CHP’nin MHP ile ortak biçimde  bir adayı destekleyeceğini açıklaması, İhsanoğlu’na olan tepkiyi daha da güçlendiriyor.

Kürt seçmen için en önemli mesele “Çözüm” konusunda yaşandığına inandıkları “durağanlık”. Silvan’da konuştuğumuz bir esnaf durumu şu sözlerle açıklıyor: “Çözüm en mühim mesele. Biz geçmişte çok çektik çatışma ortamından. Çözüm bir an önce sağlanmalı.”

Bölgede yaygın biçimde kullanılan ifadeyle; “Ömrünü dışarıda geçirmiş” ve şimdi “her ne olduysa birden bire aday olan” İhsanoğlu’nun çözüm sürecine hiçbir katkısı olmayacağına, hatta süreci kesintiye uğratacağına dair güçlü bir inanç var. Bunda, MHP faktörü etkili mi? Evet, destekleyicisi MHP olan bir adayın çözüm konusunda söyleyebileceği bir sözün olamayacağı düşünülüyor.

Adana Karataş'ta 52 yaşındaki bir Kürt seçmen’in anlattıkları ilginç. Gönlü BDP’de olmakla birlikte bugüne dek CHP’yi desteklediğini fakat son yerel seçimde “hatır için” ve “bir defaya mahsus” MHP’li adaya oy verdiğini söylüyor. Bu ilginç “esnekliğine” rağmen, “adını bir türlü hatırlayamadığı” CHP-MHP çatı adayına asla oy vermeyeceğini söylüyor. Nedenini de aynen şu cümleyle ifade ediyor: “Erdoğan dururken neden sahtesine oy vereyim?”. Peki aday olursa Erdoğan’a mı verecek oyunu? “Hayır” diyor. “Bu sefer BDP adayına oy vereceğim”. Erdoğan ve çevresindekilerin yolsuzluğa karıştığına dair güçlü bir inancı var.

Kürt seçmen, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bu kez önceliği “kendi partisi” olarak gördüğü BDP/HDP’ye veriyor. Hele ki “eğer Demirtaş çıkarsa” diyorlar, “başka hiçbir partinin göstereceği partiye oy verilmesi düşünülemez buralarda..”

Etnik/duygusal reflekslerine uygun biçimde oy vereceklerini söyledikleri BDP/HDP adayının seçilme ihtimalini çok düşük görüyorlar. Peki bu durumda, eğer ilk turda adaylardan herhangi biri %50’nin üzerine çıkamaz ve 2. Tur seçimler söz konusu olursa ne olacak? İşte bu soruyla birlikte işin rengi değişiyor: Eğer BDP/HDP adayı ilk turda seçilemezse, 2. Turda kesin olarak Erdoğan’a oy vereceklerini söylüyorlar. Zira "çözümün en güçlü garantisi";  "BDP/HDP nin göstereceği aday" olmakla birlikte, BDP/HDP adayının seçilemeyeceği bir ortamda çözümü güvence altına almanın adresi olarak gördükleri tek isim Erdoğan… 

Güçlü bir lider görüntüsü veren Erdoğan’ın “elinin zayıflatılması” doğru bulunmuyor. Zira 90’ları çok “sıcak” biçimde hatırlıyorlar. Bu eğilimi, geçen yıl Gezi olaylarının hemen akabinde, Temmuz ayında bölgeye yaptığımız çalışmada da gözlemlemiştik. Bölgedeki Kürt seçmen AKP'nin değil ama Erdoğan'ın yöneteceği bir Türkiye'yi kendi güvenliği açısından önemli görüyor artık...

Silvan’lı esnaf anlatıyor: “Buralarda akşam saat 5 oldu mu herkes evine kaçardı. Çok kayıp verdik. İnsanlarımız gece yarısı ortadan kayboluyordu. Gençler ya dağa çıktılar ya büyük kentlere göç ettiler o dönemde. Şimdi öyle mi ya?”…

Anlaşılan o ki, CHP-MHP ikilisi bölgede değil bir nabız yoklama çalışması, herhangi bir saha araştırması bile yapmamışlar. Zira bu partilerin bölgedeki il ve ilçe örgütleri bile televizyonlardan öğrenmişler Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adını…

Adana- Bitlis hattında Ankara'dan, Ankara gözlüğüyle belirlenmiş Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adı kadar işi de en azından şimdilik hayli zor görünüyor…

VAN-KARS- SARIKAMIŞ HATTI

Tatvan- Van- Kars- Sarıkamış- Artvin üzerinden Karadeniz'e açılmadan önce Doğu'daki eğilim, Güneydoğu'dan çok da farklı değil. Ekmeleddin İhsanoğlu "ismi bilinen" fakat "cismi bilinmeyen" bir aday olarak Doğu Anadolu seçmeninin ilgi alanı dışında görünüyor. Seçmen Güneydoğu'da olduğu gibi Doğu Anadolu'da da Erdoğan ile Demirtaş arasında ikiyi bölünmüş durumda. Kürt seçmen "doğal olarak Demirtaş" diyor ve hemen ekliyor, "eğer 2. tura kalamazsa o zaman tabii ki Erdoğan..." 

Büyük deprem felaketinden sonra yaralarını sarmaya çalışan Van'da hâlâ burukluk ve küskünlük kendisini hissettiriyor. Van yolunda sohbet ettiğimiz sağlık memuru Yücel, Demirtaş'a oy vereceğini söylüyor ve durumu şöyle izah ediyor: "İki otorite arasında bir seçim yapacak Van'lılar. AKP ve HDP arasında... Yaşlılar kırsalda korkunç şeyler yaşadılar vaktiyle. O yüzden devletten çok korkuyorlar. Gençler ise o dönemleri bilmiyor, gözlerini kentte açtılar. Devlet otoritesi bitti AKP otoritesi başladı. Karşısında da en az o kadar otoriter olan BDP çizgisi var. AKP nasıl ki devleti ele geçirip kendi otoritesini kurdu, BDP de buralarda kendi otoritesini kurdu artık. Mecburi bir seçim bu. Kültürel kodlarımız gereği BDP adayına oy vereceğiz. Ama özünde muhafazakârdır buranın insanı".

Yücel'e kime oy vereceğini soruyoruz. "Tabii ki Demirtaş'a" diyor. Peki eğer 2. turda Demirtaş elenirse? O zaman Erdoğan'a verecek... Ya Ekmeleddin İhsanoğlu? Gülüyor Yücel. "CHP, Erdoğan'ın çakmasını çıkarıp koydu önümüze ama çakmasına niye oy verelim ki?" diyor. 

ARTVİN'DEN SAMSUN'A KARADENİZ HATTI...

Doğu ve Güneydoğu'daki kararlılık, Karadeniz'de yerini başka bir kararlılığa bırakıyor. Bu kez belirgin biçimde Erdoğan Karadeniz'linin tercihi haline geliyor. ikinci ve "kerhen" tercih CHP adayı... HDP ve Demirtaş'ın adı bile geçmiyor Karadeniz'de. 

Rize'de çay toplayan Fatma (Fatma diyor ama yanındakiler Fadime adıyla çağırıyor onu) ve Meryem Erdoğan'cı. Şaziye ise CHP'li ve adını bir türlü söyleyemediği adaya vereceğini söylüyor oyunu. Çay çuvallarını bir yana bırakıp hararetli bir tartışmaya girişiyorlar. Şaziye'nin argümanı "sevmiyorum Erdoğan'ı" dan öteye gitmiyor. Meryem ve Fadime ise "seviyor Erdoğan'ı...". Çayın tonu 1.500 TL den gidiyor Çaykur'a. Özel ise 1.350 veriyor tonuna... Ama peşin. Çaykur her sürümün sonunda yapıyor ödemeyi. Özel, peşin veriyor. Fadime 10 ton çay toplayabiliyor yıl boyu. Çamlıhemşin'li çünkü. Bununla gurur duyuyor. 10 ton toplayabildiğine göre yılda eline geçen para 13.000 TL civarında. Bununla 4 çocuk okutuyor. Koca? Elini havada şöyle bir sallıyor, "o da kazanıyor bir şeyler işte" dediğine bakılırsa durum pek parlak değil. Meryem 6 ton, Şaziye ise 5 ton topluyor. Şaziye yarıcı. Eline geçen para 5 tonun yarı parası yani... "Az kazananlar CHP'li mi oluyor yani?" diye takılıyoruz. "Yok öyle değil" diyor telaşla, mal sahibi de CHP'liymiş. "Neden İhsanoğlu?" diyoruz. "Erdoğan'a dur demenin zamanı geldi" diyor. Meryem ve Fadime Erdoğan'da ısrarcılar.

Trabzon'da boyacılık yapan Hasan, kafasını bile kaldırmadan "Tabii ki Erdoğan" diyor ve "CHP koydu önümüze bir Arap t..şağı, ne yani onu mu seçecektik?" diye ekliyor kızgınlıkla. Trabzon ilginç bir kent. Her yerde Trabzon Spor'un gücü ve etkisi hissediliyor. Trabzonlu için futbol ve Trabzon Spor bir yaşam biçimi haline gelmiş. Trabzon Spor ekonomiyi, sosyal hayatı ve siyaseti belirleme gücüne sahip. Kenti ilginç kılan da bu zaten. Trabzon Spor nedeniyle halk AKP ve Erdoğan'a hayli kızgın. Fakat AKP ve Erdoğan kentin siyasi tercihini oluşturuyor. "Neden böyle?" sorusuna "hayatın gerçekleri" diyor Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgut Özdemir. İktidar gücünün, çekim oluşturduğunu düşünüyor ve buna bir de bölge insanının geleneksel muhafazakâr yapısı eklenince tercihin Erdoğan'dan yana yapılmasını "anlaşılır" buluyor. 

Artvin-Samsun hattında da Erdoğan ezici biçimde adından söz ettiriyor ve Cumhurbaşkanlığı yarışında tek isim olarak öne çıkıyor. Karadenizli seçmen için, Doğu ve Güneydoğu'nun aksine Erdoğan 1. seçenek. Peki 2. turda? "öyle bir ihtimal yok" diyorlar tereddütsüz biçimde... Ama ola ki 2. tura kalırsa seçim, orada da tercih Erdoğan... İlk turda Erdoğan'ın elenmesi ihtimali ya da 2. turda Erdoğan'ın seçilememe ihtimali?... Gülüyorlar... Çok gülüyorlar... 

Son DüzenlenmePazar, 15 Mart 2015 21:31
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık