Aklınızla Oynatmayın!

Farkındasınız değil mi? Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk skandalı, son bir kaç gündür gündemin arka sıralarına itiliverdi. AKP liderliği toplumun algısını yönetme konusundaki ustalığını bir kez daha konuşturuyor. 

Hatırlayalım:

17 Aralık'ta Türkiye tarihinin en büyük skandal operasyonu için harekete geçen savcı ve emniyet mensupları, 4 bakanın oğlu ve bazı iş adamları ile banka yöneticilerini göz altına aldılar.

Başbakan ve AKP Yönetimi bu operasyonu "Paralel Örgütün" darbe girişimi olarak nitelediler.

Soruşturmayı "darbe" olarak niteleyen AKP liderliği, yargıda ve emniyette ülke tarihinde görülmemiş bir darbe gerçekleştirdiler.

17 Aralık soruşturmasını yürüten savcılar görevden alındılar ve ülkenin değişik noktalarına sürüldüler.

Operasyonla ilişkili görülen binlerce emniyet mensubu görevden alınarak ülkenin değişik noktalarına sürüldüler.

HSYK'da yeniden bir düzenleme yapılarak, mevcut HSYK üyelerinin tamamı görevden alındı ve yeni HSYK oluşturuldu.

Emniyet ve yargıda gerçekleştirilen Hükümet darbesi tamamlandıktan sonra, 17 Aralık soruşturması kapsamında gözaltına alınan tüm zanlılar tek tek serbest bırakıldılar.

Bu arada Cemaat kaynaklı olduğu tahmin edilen ve 17 Aralık soruşturmasına neden olan yolsuzluklarla ilgili telefon dinleme kayıtları internet üzerinden yayınlanmaya başladı. Başta Başbakan olmak üzere AKP'li yöneticilere, bakan ve bürokratlara ait olduğu iddia edilen dinleme kayıtlarının içerik çeşitlilği ve sayısı hızla arttı. 

Hükümet tam da bu noktada yeniden harekete geçerek bu kez İnternet düzenlemesini gerçekleştirdi. TİB'e internete 4 saat içerisinde mahkeme kararına ihtiyaç duyulmaksızın müdahaleyi de içeren son derece geniş yetkiler tanındı. 

Başbakan günde 2-3 ayrı kentte mitingler düzenleyerek "Paralel Örgüt" tarafından yapıldığını ileri sürdüğü darbenin ayrıntılarını halka anlatmaya başladı.

Hükümet, yargıdaki düzenlemelerin hemen ardından Ergenekon tutuklularının tamamına yakınını serbest bıraktı.

Gezi olaylarında polis tarafından kafasına atılan gaz fişeği ile yaralanan ve 269 gün komada kalan 15 yaşındaki Berkin Elvan öldü.

Berkin Elvan'ın cenaze töreninin ardından polis Taksim'e çıkmak isteyen kitleye saldırdı. Gezi olayları sırasında yaşanan görüntülere benzer görüntüler ekranlara yansıdı.

Aynı gün Ankara, İzmir ve diğer illerde gerçekleştirilen protesto gösterilerinde çok sayıda insan yaralandı, gözaltına alındı.

Berkin'in cenaze töreninin gerçekleştiği günün akşamı Okmeydanı'nda Burak Can Karamanlıoğlu'nun öldürülmesiyle sonuçlanan sokak çatışmaları yaşandı. Bu, Gezi olaylarıyla ilişkili gösterilerde ilk kez "karşıt gruplar arası çatışma" olarak lanse edilecek görüntün doğmasına neden oldu. Başbakanın Gezi olayları sırasında "evlerinde zor tutuyoruz" dediği kesimin sokağa çıkma sinyali olarak algılanmasına izin verecek bir "sunum" yapıldı. Burak Can, Kasımpaşa'lıydı. Doğrudan ilişkisi olduğuna dair herhangi bir kanıt olmamakla birlikte, AKP'ye yakınlığıyla bilinen 1453 grubuna mensup olduğu izlenimi yaratıldı. Cinayet ilk olarak AKP İl Başkanı tarafından AKP'ye yakınlığı ile bilinen medya aracılığıyla değil, CNN Türk aracılığıyla kamuoyuna duyuruldu. AKP İl Başkanının "böyle bir haberi" duyurmak için neden AKP'ye yakınlığıyla bilinen kanalları "değerlendirmediği" yanıtsız kaldı.

Aynı gece Dersim'de 30 yaşında bir polis memurunun biber gazıyla ilişkili kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdiği haberi geldi.

Başbakan aynı gece çıktığı TV programında, Mustafa Karaalioğlu'nun Berkin'in cenazesinde çıkan olaylarla ilgili yönelttiği soruya cevaben "bu tür olaylar borsayı etkilemez, geçti o günler" yanıtını verdi. 

Ertesi gün Burak Can Karamanoğlu cinayetini DHKP-C üstlendi. Okmeydanı ve çevresinde halen devam etmekte olan büyük bir gerilim yaşandı. 

Ertesi gün Başbakan Mersin ve Aksaray'da gerçekleştirdiği mitingde Berkin'in cenaze töreninde çıkan olayları "vandalizm" olarak niteleyerek sözü Burak Can'ın öldürülmesine getirdi. Cinayetin DHKP-C tarafından üstlenildiğini hatırlatan başbakan, Gezicilerin CHP ve Paralel Örgütle işbirliği halinde hareket ettiğini, masum bir gencin DHKP-C tarafından katledildiğini söyledi.

17 Aralık'tan beri yolsuzlukları konuşan kamuoyu, bir anda şiddetin sokaklara yeniden yayılma endişesine odaklandı. 

Başbakanın giderek nobranlaşan dili ve katılaşan tutumu, sokakta başlayan şiddetle birleştiğinde kamuoyunun ilgisi yolsuzluklardan uzaklaştı.

Yerel seçimlere 20 günden az süre kaldı ve Türkiye AKP liderliğinin ustaca manevraları sayesinde, Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk skandalını tartışmak yerine can güvenliğinin derdine düştü.

Hem gündem değişti. Hem AKP, 11 yıllık "huzur ve istikrar" döneminin "değerini" güçlü biçimde hatırlatmış oldu...

Aklımızla oynuyorlar... Aman dikkat... 

 

 

 

 

 

Son DüzenlenmePazar, 15 Mart 2015 21:32
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık