Kıbrıs'ın Seçimi

Kıbrıs’ın Kuzeyinde kıran kırana geçen Cumhurbaşkanlığı seçimi, hiç de sürpriz olmayan bir sonuçla 2. Tura kaldı. İlk turda en fazla oyu alan mevcut Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile bağımsız aday Mustafa Akıncı, rakiplerini geride bırakarak ikinci turda yarışmaya hak kazandılar.

Türkiye medyası ve kamuoyunda Çorum yerel seçimleri kadar bile gündem oluşturamayan Kuzey Kıbrıs’ın seçimine bu kez Türkiye “devlet katında da” eski ilgisini göstermedi. Seçim öncesi malum üst düzey ziyaretler, açıklamalar, İskele boyları ve Suriçi’nde malum gece ziyaretleri, bazı duyumlar olmasına rağmen bu kez kendisini eski seçimlerdeki gibi hissettirmedi.

Türkiye medya ve kamuoyunun ilgisizliği olağan bir durum da, “devlet katındaki” ilgisizlik neye bağlanabilir? Türkiye’nin Haziran’da gerçekleşecek kendi seçimlerine odaklandığı doğru fakat “arka bahçeyi” oluruna bırakmak da Devlet-i Âli’nin huyu değildir pek.

İlgisizliğin en önemli nedeni, seçimde sürpriz ihtimalinin görülmemesiydi. Olası bir sürpriz, zaten eylül ayında by-pass edilmiş, geriye Derviş Eroğlu’nun bile müdahalesiz tek başına üstesinden gelebileceği bir seçim ortamı yaratılmıştı. Eylül ayında olası sürpriz devre dışı bırakılınca, solda birbirinin önünü keseceği muhakkak olan 2 aday ve örgütsüz-partisiz kimliğiyle %51 i bulması zaten mümkün olmayan 1 aday bırakıldı Eroğlu’nun karşısında. Böylece Türkiye’deki hay huy arasında bir de arka bahçenin dertleriyle uğraşmak zorunda kalınmayacak bir iklim yaratılmış oldu.

Aslına bakarsanız, Türkiye açısından tam bir kuş katliamı oldu adadaki Cumhurbaşkanlığı seçimi. Talat’ın devre dışı bırakılması ve yerine son derece nitelikli olmakla birlikte Kıbrıslı Türkler için “görüşmeci” ve “toplum lideri” vasfının içeriğini doldurmaktan uzak bir ismin belirlenmesi, sürecin nasıl işleyeceğine dair fikir de veriyordu. İddiasız, heyecansız bir seçim garantilenmişti öncelikle. Ardından 2000’lerin başından bu yana Cumhurbaşkanlığı seçimlerini domine etme kapasitesine sahip CTP, bu iddiasından vazgeçirilerek “dişleri sökülmüş” oldu. Bunun artçıları herkesin malumu. 2013’te %38.4 ile iktidara gelen bir partinin desteklediği Cumhurbaşkanı adayının oyunun %22.49’da kalması beraberinde bir çok sorunu da getirecek. Zaten uzunca bir süredir yenilenme sancıları yaşayan CTP’nin bu sonuçların ardından daha da sıkıntılı bir iç hesaplaşma sürecine gireceği, içe kapanacağı beklentisi üzerine bir hesap yapıldığı anlaşılıyor. CTP çok yakın bir tarihte kurultaya gidecek ve büyük bir ihtimalle liderliğini değiştirecek. Kurultay sürecinde, uzunca bir süredir devam etmekte olan hayli sert parti içi tartışmaların daha da alevlen-diril-mesi ve partiden kopmaların gerçekleş-tiril-mesi de hesaplar arasında görünüyor. AKP dış politikası, 2009’dan bu yana titizlikle sürdürdüğü arka bahçede toprağı düzleme operasyonunu böylelikle tamamlamış olacak.

Seçimin ikinci turunda Mustafa Akıncı, Türkiye açısından bir sürpriz değildi. Hesaplar, Akıncı karşısında Derviş Eroğlu’nun rahat bir maç çıkartacağı üzerine. Zira klasik sağ seçmenin yanı sıra geleneksel rekabet içerisinde olduğu CTP’nin Akıncı’ya oy akıtmayacağı düşüncesinden hareket ediliyor. Kampanya döneminde “kışkırtılan” karşılıklı hakaretlerin işlevini göreceği ve CTP kamuoyunun Akıncı’ya oy vermek için sandığa gitmeyeceği beklentisi ağır basıyor.

CTP’nin genç idealistlerinin aksine Akıncı ile “geleneksel hesabı” bulunan seçmenler, “Akıncı’ya veya Eroğlu’na oy vermektense sandığa gitmeyeceklerinden” söz ediyorlar ki bu, tam da “derin hesapların” tuttuğu anlamına geliyor. Zira Sibel Siber’in oyları eksiksiz olarak Akıncı’nın oylarına eklemlenmeden, Eroğlu’nun önünün kesilmesi mümkün görünmüyor.

CTP’li seçmenin Akıncı ile geleneksel hesaplarını bir yana bırakması ve daha da önemlisi, merkez solda Akıncı’nın (dolayısıyla TDP’nin) CTP aleyhine güçleneceği düşüncesini bir yana bırakması ve Akıncı için sandığa gitmesi sağlanabilir mi? İmkânsız değil fakat zor…

Peki geleneksel CTP’li seçmenin “Akıncı’ya oy verdiği takdirde bundan TDP’nin kazançlı çıkacağı” düşüncesinde haklılık payı var mı? Hem var, hem yok. TDP, CTP’nin 2000’lerin başından bu güne kat ettiğini kitle partisi olma deneyimine sahip değil henüz. Bu nedenle “arayı kapatıp” CTP’nin kitleselliğine erişebilmesi zaman alacak. Fakat CTP’nin “yenilenme sancılarının” yarattığı sıkıntılar göz önüne alındığında da evet, süreç TDP lehine işleyebilir. Aslında bu, biraz da CTP’nin kendi yapısal sorunlarını ne kadar hızlı aşıp aşamayacağı ile doğrudan ilintili. Eğer CTP yapısal sorunlarını hızlı bir şekilde aşar ve önce geleneksel tabanını, sonra da genel seçmeni yeniden çevresine toparlayabilirse, CTP’li “endişeli seçmenin” endişeleri yersizleşir.

Toparlayabilmek deyince… Seçimin en dikkat çekici başarısı kuşkusuz Kudret Özersay’a ait. Partisiz, örgütsüz bir kampanya ile neredeyse CTP adayı kadar oy alabilmeyi başaran Özersay’ın artık Kıbrıslı Türk siyaset sahnesinde önemli bir aktör olarak yerini pekiştirdiğini söylemek yanlış olmaz. Özersay artık partileştiği takdirde koalisyon ortağı DP’nin hayli üzerinde bir oy alarak Kuzey Kıbrıs’ın yeni “anahtar lideri/partisi” olacağını gösterdi. Özersay, Kıbrıslı Türklerin ihtiyacı olan batılı anlamda bir merkez sağ/ liberal demokrat bir siyasetle önemli bir boşluğu dolduracak. Zira siyaseten tükenmiş bir UBP’nin ve “ağır soyadına rağmen” Serdar Denktaş’ın DP’sinin sağdaki boşluğu dolduramadığı herkesçe biliniyor. Özersay merkez sağın yeni ve genç lideri olarak parıldıyor.

Mustafa Akıncı, Kıbrıs Türk siyasetinin saygın ve değerli bir aktörü. Cumhurbaşkanlığına da çok yakışacağı muhakkak. Fakat göründüğü kadarıyla, eğer son bir kaç günde CTP seçmeninin gönlünü kazanacak "çok ciddi bir hamle" yapamazsa Akıncı'nın 2. turda alacağı oylar Cumhurbaşkanı olmaya yetmeyecek. Bununla beraber Akıncı, kazanamasa bile böyle bir hamle ile Kıbrıs Türk solunun yakınlaşmasına çok önemli bir katkı sunmuş olacak. Bu katkı, TDP'nin merkez soldaki ağırlığını da bir nebze artırmaya yardımcı olabilir. 

26 Nisan’da gerçekleşecek ikinci turun galibi büyük olasılıkla Derviş Eroğlu olacak. Ak saçlı kurt, seçimlere 8-9 ay kala seçim tartışmalarının kapısını aralayarak CTP’yi panikletme stratejisinin ve hemen ardından solda aday belirleme sürecinde herkesin birbirini kırıp dökmesinin işe yaradığını görmenin keyfiyle rahat. Bir kez daha bir şey söylemeden tereyağından kıl çeker gibi çıkacağa benziyor sandıktan… Anlaşılan o ki, Eroğlu ailesinin bir 5 yıl daha adres değişikliği yapması gerekmeyecek… 

Öğeyi Oyla
(0 oy)

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık