Haydi Fark Yaratın!

Kıbrıs’ta “kader gününe” artık sayılı günler kaldı. Dramatik tanımlamalardan kaçınmaya çalışırım ama bu kez gerçekten bir “kader gününden” söz ediyorum.

Kıbrıslı Türklerin sadece kendi kaderlerini değil, Türkiye ve Yunanistan’ın, Güney’in, Akdeniz’in, Avrupa’nın hatta dünyanın geleceğinde bir “fark yaratabilecekleri” çok özel bir seçim olacak bu…
 
Ya siyasal dar görüşlülüğe tıkıştırılmış bir belirsizliği ya da dünya ile uyumlu bir siyasal vizyonun sabır ve kararlılık gerektiren uzun soluklu stratejisi doğrultusunda oluşacak, çözüm ve barışla taçlandırılmış bir gelecek tasarımını seçecek Kıbrıslı Türkler…
 
Tüm umutların tükendiğine inanılan bir coğrafyada, güçlü bir “fark yaratma” iradesine ihtiyaç var.
 
Bu öyle bir irade olmalı ki, tüm olumsuzluklara karşın, baskıcı bir diktatörlük eğiliminin dayatmalarına ve tehditlerine karşın dimdik çözüm ve barış kararlılığıyla dünyayı bir kez daha şaşırtabilsin…
 
Bir kez daha ezberleri bozabilsin, bir kez daha onyıllar boyunca haksızlığa uğratılmış bir halkın acıyla olgunlaşmış duruşunu ortaya koyabilsin…
 
Şiddetin ve karamsarlığın egemen olduğu, insanlığın umutlarının azaldığı bir dünyada halkların yaratacağı küçük mucizelere ihtiyacımız var çünkü…
 
O mucizeler ki, gelecek kuşaklara “imkansızı isteyebilme” gücünü versin.
 
O mucizeler ki, “tarihin bittiğini” söyleyenlere inat yeni miladlar, yeni başlangıçlar inşa edebilsin…
 
Sözüm öncelikle Kıbrıs Soluna:
 
Solun hangi rengini temsil ederseniz edin, aranızdaki tartışmalar her ne olursa olsun, eğer “sol” dediğimiz şey bir “değerler manzumesi” ise, eğer “sol” dediğimiz şey baskıya, yılgınlığa, dayatmacılığa, otoriterizme, şovenizme, milliyetçiliğe, ırkçılığa, ayrımcılığa, sömürüye, korku imparatorluklarına karşı dik durmaksa… Bugün solda olmanın sloganlardan ibaret olmadığını, solda olmanın aynı zamanda, sadece kendi halkınıza karşı değil, dünya halklarına karşı vicdani bir duruş sergilemek olduğunu, ortak düşmana karşı ortak değerlerle birlikte mücadele etmek olduğunu kanıtlamak günüdür…
 
Hangi partiden olursanız olun… Solda olmak, karanlığın topyekün bir saldırıya geçtiği, birlikte yaratılan gelecek tahayyüllerine karşı “birleşik bir imha hareketi” oluşturduğu bugün, adanın bölünmüşlüğünü kalıcılaştırma yemini edenler, Kıbrıslı Türkleri sınırlarını kendilerinin çizdiği bir hapishaneye kilitleme yemini edenler karşısında ortak bir mücadele çizgisinde birleşmek ve HAYIR! Demek zorundasınız… “BİR DAHA ASLA” demek zorundasınız… Eğer bunu bugün yapmazsanız, eğer kendi geleceğinize bugün sahip çıkmazsanız… Yarın çok geç olacak çünkü…
 
Sözüm, 1974’ten bugüne Kıbrıs’ı yurt belleyenlere:
 
Yaklaşık 40 yıldır emek verdiğiniz, yurt bellediğiniz, ter döktüğünüz toprakların “misafiri” değil evsahibi olduğunuzu gösterme günüdür şimdi… 40 yıldır “iğreti” bir kimlikle yaşamanıza göz yumanlara, oylarınıza ipotek koyanlara, tehditlerle yaşamanıza göz yumanlara “HAYIR, Kıbrıs benim vatanım ve artık iğreti bir kimlikle yaşamayı değil, tüm dünyaya karşı dimdik durabileceğim bir yurttaşlık duruşunu seçiyorum” demenin zamanıdır… Sizi daha fazla kandırmalarına, yurtseverlik duygularınızı daha fazla suistimal etmelerine izin vermeyin artık… Oyunuzu korkusuzca kullanın. Çözümden, barıştan korkmadığınızı, aksine belirsizlikten, malınıza mal diyememekten, yurdunuza yurt diyememekten, geleceğe güvenle bakamamaktan yorulduğunuzu haykırın… Geleceğiniz, hak ve hukukunuz sahtekarların iddialarının tam aksine, ancak ve ancak tüm dünyanın tanıdığı, tescil ettiği bir yapı içerisinde güvence altında olabilir. Devlet, devlet gibi olmalı. Egemenlik, egemenlik gibi olmalı. Ve bu dünyaya kulaklarını tıkayan 40 yıllık zihniyetle değil, dünyayla aynı dili konuşan, dünyaya haklılığını sabır ve kararlılıkla anlatmaktan vazgeçmeyen bir yaklaşımla mümkündür…
 
Sözüm Kıbrıslı gençlere, kadın ve erkeklere, annelere, babalara:
 
Hangi siyasal görüşten olursanız olun… Bugünden yarına geleceğiniz için bir kader günündesiniz. Yaşadığınız olumsuzlukların, çektiğiniz acıların, ödediğiniz bedellerin adresini şaşırır, karıştırırsanız kendinizi kapalı kapılar ardında, dünyayla bütün bağları kopmuş bir coğrafyada bulacaksınız… Vereceğiniz karar doğrultusunda 19 Nisan sabahı ya umuda uyanacaksınız ya da “bütün kaleleri ele geçirilmiş” bir hapishaneye uyanacaksınız… Ya “biz çözümü, barışı, dünyayla uyumlu bir dili reddediyoruz” diyeceksiniz ya da dünyaya “herşeye rağmen bu son barış çığlığımdır, duy bunu” diyecek ve umudunu sizin kararınıza bağlayanlara yeni bir enerji ve sorumluluk yükleyeceksiniz…
 
19 Nisan sabahı ya acı bir yalana uyanacaksınız ya da mücadelenizin yepyeni bir sayfasına…
 
Sizden Fark yaratmanız isteniyor… Gerçek bir fark yaratın o zaman!
 
Karanlık ve karamsarlığa teslim olma eğilimindeki dünyamıza yeni bir umut verin… Dün ve dünya arasında bir “fark” yaratın…
 
Korku imparatorluğuna teslim olmakla umutlu bir gelecek için mücadele etmek arasındaki “farkı” gösterin dosta düşmana…
 
Evet… Hepimiz bir “fark” yaratmanızı bekliyoruz 18 Nisanda…
 
Muhtaç olduğunuz kudret, hafızalarımıza kazıdığınız 24 Nisan meydanlarındadır…

Öğeyi Oyla
(0 oy)

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık