Dost Acı Söyler...

Umudun mu tükendi? Yoruldun mu? Gücendin, incindin mi? Öfkelisin, şöyle güzel bir ders mi vermek istiyorsun patada kütede? Ne olacaksa olsun, inceldiği yerden kopsun mu diyorsun? Gelen de giden de hep aynı mı diyorsun?

Sana bir şey diyeyim mi? Laf aramızda, kimsenin de umurunda olmadı çektiğin acılar. Herkes sana yalan söyledi canım kardeşim… Yalnızdın hep, yalnızsın şimdi ve dün geçmişe gömdüğün, seni koyu bir yalnızlığa hapsedenleri bugün ayağa kaldırırsan, yarın daha da yalnız kalacaksın…
 
Kimsenin umurunda değil yorgunluğun, gücenmen, incinmen, tükenmen canım kardeşim… Yorulduysan, bir adım daha atamayacaksan… Olduğun yerde kalacaksın… Akıp giden hayata, dünyaya olduğun yerden, durduğun yerden, kaldığın yerden bakakalacaksın…
 
Yoruldum dediğin kendi hayat gailen… Tükendi dediğin kendi umudun.
 
Öfken kimsenin umurunda olmayacak canım kardeşim. Kimseye ders falan vermeyeceksin. Her ne yapacaksan, bedelini sadece sen ödeyeceksin. İnceldiği yerden kopmayacak öyle… Koparsa, kopan senin zincirlerin olacak… Ya da boynundaki ip, daha bir kalınlaşacak, daha bir boğacak seni…
 
Bir midye gibi kapanacaksan yeniden kendi içine, kapılarını kapatıp dünyaya, kendi ciğerini kavuracaksın yine.
 
Lütfettikleriyle yetineceksin canım kardeşim. Dikecekler başına üç beş eli sopalı, “karnın tok, sırtın pek, otur oturduğun yerde” diyecekler yine. “Ekmek” diyecekler, “özgürlükten iyidir” ve “nankörlük etme” diyecekler yine… Ola ki cılız birkaç ses çıkardığında, kaldırıp sopasını gocuklu celep, gürleyecek yine: nankörlük etme!
 
Üstüne kilitler vurulacak diyorum canım kardeşim… Zorladığın kapılar diyorum… Açtığın kapılar diyorum… Kapanacak birer birer…
 
Dünün hayaletlerinin gölgesi vuruyor bugününe canım kardeşim.
 
Öyle büyüyor ki gölgeleri, yarınına uzanıyor sinsice. Evlerinize giriyorlar görüntüleriyle, sesleriyle kulaklarınıza doluyorlar, sokaklarınızı teslim alıyorlar sinsice ve korkularınızla esir alıyorlar sizi ki bir daha, bir daha asla çıkmasın sesiniz diye…
 
Dünün hayaletleri birleşiyorlar sana karşı canım kardeşim… Seni teslim almak için şimdi, sana karşı birleşiyorlar… Adım adım canım kardeşim… Mevzi mevzi ilerliyorlar… Sen geriledikçe ilerliyorlar ama… Sen sustukça sesleri çoğalıyor… Sen ürktükçe küstahlaşıyorlar, sen korktukça üstüne geliyorlar korkularının…
 
Onları sen büyütüyorsun canım kardeşim…
 
Gölgeleri büyüyorsa, senin mücadele ateşlerin söndüğü için birer birer… Sesleri artıyorsa, senin çocukların sustuğu için üçer beşer… Güçleniyorlarsa, sen emzirdiğin için korkularınla…
 
Hakkın yok canım kardeşim yorulmaya… Hakkın yok umutlarından vazgeçmeye… Yolun yarısında nefesin kesilip öfkelenmeye hakkın yok… Her ne yapacaksan kendin için yapacaksın… Bugünün, yarının, geleceğin için yapacaksın…
 
Belirsiz bir gelecekten söz etmiyorum canım kardeşim…
Bugünden, yarından söz ediyorum…
Dün ile bugün, bugün ile yarın arasında nasıl bir fark yaratacaklarını gör diyorum canım kardeşim…
Dünden bugüne yaptıkları, bugünden yarına yapacaklarıdır diyorum…
 
Sana öyle uzun uzun masallar anlatacak değilim canım kardeşim… Zaman yok çünkü.
 
Lafı evirip çevirmeye gerek yok. Geleceğini oylayacaksın!
 
Öyle çözümdü mözümdü demiyorum iki gözüm. Geleceğini oylayacaksın!

Öğeyi Oyla
(0 oy)
Bu kategoriden diğerleri: « "Son Kale" Ortası Yok... »

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık