Kıbrıs`ta Büyük Rövanşa Doğru...

Lefkoşa’nın sarı sokakları, tatlı mı tatlı bahar güneşine bırakmış kendini. Birkaç miskin kedi, çiçeğe durmuş portakal ağaçlarının dibinde gölgeye uzanmış, güzel havanın tadını çıkartıyor.

Cumartesi gecesi Lefkoşa’da gerçekleştirilen Derviş Eroğlu’nun Cumhurbaşkanlık Adaylığı Şölenini izledim televizyonlardan. Sadece 10 gün önce Talat’ın şöleninin model alındığı organizasyonda Eroğlu Serdar Denktaş’ı cepheye sürdü. Yıllar sonra Eroğlu-Denktaş isimlerinin yeniden yan yana geldiğini gören Kıbrıslılar ne hissetti bilmiyorum. Ama ekranda, el ele duran Eroğlu-Denktaş ikilisini izlerken; kadınların, gençlerin, sendikaların, sivil toplum örgütlerinin, barış ve çözüm yanlılarının 30 yıllık mücadele tarihi canlandı gözlerimin önünde… 90’lardan itibaren ivme kazanan barış ve çözüm mücadelesinin rövanşını isteyen bu güç birliği, Cumartesi gecesi sadece Kıbrıslı Türklere ve onların sokakları inleten çözüm taleplerine karşı değil, aynı zamanda Türkiye’nin dış politikasına, Kıbrıs’ta çözüm için bir adım önde olma stratejisine karşı da bir meydan okumaydı…
 
2004’te Rum tarafının BM planına Hayır demesinden sonra, %65 EVET’e imza atan barış, demokrasi ve çözüm güçleri meydanlardaki birlikteliklerini, diyaloglarını sürdüremediler. En kötüsü, 2004’te ortaya konan büyük halk iradesine karşı çözüm karşıtlarının büyük rövanş için hazırlanmakta olduklarını göremediler. Çözüm karşıtlarının, sendikalarla sivil toplum örgütleriyle siyasi partileriyle 2004 iradesini oluşturan halk iradesini adım adım parçalayacak, birbirine düşürecek uzun soluklu bir stratejiyi devreye soktukları ne yazık ki görülemedi.
 
2004-2009 arasında yaşananları, hataları ve sevaplarıyla tarih değerlendirecektir. Ancak yarının tarihi bugünden yazılıyor. 2009’a kadar her ne yaşandıysa yaşandı, şimdi 2004’ün nihai hesaplaşması için gün sayılırken saflar da keskinleşiyor…
 
2004’te Kıbrıslı Türklerin tarihsel şamarıyla devrilen Eroğlu-Denktaş ittifakı, intikam defterinin çok daha geride kalan sayfalarına kadar,1990’lara kadar uzanmışa benziyor. Bu öyle büyük bir rövanş ki, Kıbrıs’ta barış, demokrasi ve çözüm güçlerini bir daha ayağa kalkamayacak biçimde susturmayı, sindirmeyi ve yok etmeyi hedefliyor.
 
Bu öyle büyük bir kinle beslenen bir rövanş kararlılığı ki, yıllar içerisinde birbirlerine ettikleri tüm küfürleri, en ağır suçlamaları rafa kaldırıp, ortak amaçları olan “Çözüm güçlerini Kıbrıs’ın Kuzeyinde sonsuza kadar susturmak” niyetini hiç te gizlemeksizin kol kola giriyorlar…
 
Olmayan bir egemenlik, tanınmayan bir devlet hamasetinin arkasına sığınarak 30 yıl boyunca sorgusuz sualsiz, her türlü denetimden uzak biçimde yönettikleri bir halkın geleceğe dair son umut kırıntılarını da ezip geçerek, SOS’in meydan şarkılarında dillendirdiği “Kıbrıs hapishanesinin” ömrüne ömür katmaya çalışıyorlar. Türkiye’ye rağmen üstelik… Türkiye’nin adını kullanıp Türkiye’ye kafa tutarak, Türkiye’nin de geleceğini karartmak pahasına üstelik…
 
O Denktaş değil miydi ki “Eroğlu’nun başkan olabileceğini düşündükçe ödüm kopuyor, Parlamenter rejimi diktatörlüğe dönüştürme kabiliyeti olan bu arkadaş tek başına iktidar olursa Allah korusun”… diyen?
 
O Denktaş değil miydi ki, “yabancı dil bile bilmeyen Eroğlu Kıbrıs davasını savunamaz” diyen?
 
O Denktaş değil miydi ki, “Eroğlu yüzüme güler arkamdan iş çevirir” diyen?
 
Ne oldu da şimdi eller birleşti, renkler birleşti, sandık birleşti? Olan şey açık… Eroğlu-Denktaş ittifakı, görkemli bir geri dönüş hayaliyle birleştirdiler güçlerini… Hesapları açık… Halktan hesap sormak, halkı cezalandırmak, halktan intikam almak için güç birliği yapıyorlar…
 
Ergenekon steplerinin siyaset mühendisleri ne plan yaparlarsa yapsınlar, Serdar Denktaş neleri sineye çekerse çeksin, aslolan şu anda sükunetle olup bitenleri izleyen ve 18 Nisan'da sandığa gidecek olan Kıbrıslı Türklerin yanıtıdır... Genel Başkanlarını turuncu zemin önünde 10 yıl öncesiyle hiç bir fark olmadığını herkesin bildiği Eroğlu ile el ele tutuşurken gören DP'lilerin ne hissedeceği ve 18 Nisan'da ne yapacakları önemlidir... Biber gazı sıkılan sendikacıların, göçe mahkum edilen gençlerin, çocuklarının geleceğini çözüme bağlayan kadınların ne söyleyeceği önemlidir.
 
Eroğlu-Denktaş ikilisi barış ve çözüm isteyen Kıbrıslı Türklere ve Türkiye’ye meydan okuyor. Eroğlu-Denktaş ikilisi, 90’ların, 2003 ve 2004’ün rövanşını istediklerini ilan ediyorlar. Şimdi, hangi parti ve örgütten olursa olsun, hangi yaş ve görüşten olursa olsun, Kıbrıs iki siyasi duruşun büyük kapışmasına sahne oluyor: Ya her şeyiyle 2004 öncesine dönülecek, ya da barış ve çözüm güçleri yeni bir mücadele destanı yazacaklar… Ortası yok…
 
Peki Çözüm güçlerinin yanıtı ne olacak buna? Göreceğiz…

Öğeyi Oyla
(0 oy)

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık