Değişen Sol-8

Geçmişte çoğulculuğa ve farklılığa izin verilmediğini düşünüyorlar. Türkiye`nin değiştiğine, solun da değişmesi gerektiğine inanıyorlar.

Sosyalizm düşü
 
İLKNUR, Nil ve Ali 12 Eylül öncesinde, Dev - Yol saflarında yer almışlar. Bugün hepsi de mesleklerinde kariyer sahibi ve bu nedenle gerçek adlarının kullanılmaması kaydıyla görüşmeyi kabul ediyorlar.
 
12 Eylül öncesi dönemde "mücadeledeki" şiddet dozunun gereğinden fazla olduğunu ve bugün şiddeti onaylamadıklarını söylüyorlar. En azından o dönem için solun düşünce zenginliğine, çoğulculuğa ve farklılığa izin vermediğini ve bunun da en önemli yanlış olduğunu savunuyorlar. Türkiye'nin değiştiğine, solun da değişmesi gerektiğine inanıyorlar. Şiddetin çözüm olmadığını, halktan kopmamak gerektiğini ve akılcı, somut çözümler üretilmedikçe, solun bir seçenek oluşturamayacağını söylüyorlar.
 
Sola sempatiyle bakan, ancak diğerlerinin aksine herhangi bir gruba katılmadığını söyleyen Nagehan, "devrimcileri" her zaman kendisine yakın bulduğunu, ama onların asla ileri sürdükleri ölçüde "entelektüel" ve "demokrat" olamadıklarından yakınıyor. Herşeye rağmen dördü de kendilerini "solda" görüyorlar.
 
Nil, ÖDP'yi geleceğe dönük bir umut olarak görüyor ve tüm eksikliklerine rağmen ÖDP'nin sola yeni bir soluk getireceğini umuyor. Ancak dördü için de Türkiye'de sosyalizm güzel, ama gerçekleşmesi olanaksız bir düş... Gelecek için bugünden bir şeyler yapmak gerektiğine inanıyorlar. Nil, yoksul çocuklara ücretsiz ders veriyor, diğerleri ise eğitim yardımı yapıyorlar.
 
İki kardeş, iki görüş
 
Erhan ve Erkan, bugün otuzlu yaşlarını süren iki kardeş: Erkan 12 Eylül öncesinde İGD saflarında yer almış, sendikacılık yapmış. Kendisini "sosyalist" olarak tanımlıyor. Solun baskıcı, farklı düşüncelere izin vermeyen bir yapısı olduğunu söylüyor. Erkan'a göre Türk Solu, kendi ulusal değerleri üzerinden politika üretmek yerine, daima dış ülkelerin deneyimlerinden yola çıkarak büyük bir hata yaptı. Şiddete ve tek tip düşünceye karşı olduğu için "hareketten" kopmuş. Türkiye'nin geleceği için karamsar. Özgürlük ve demokrasi isteğinin, sosyalizm isteğinden çok daha ağır bastığını söylüyor.
 
Erhan, ağabeyinin aksine sol gruplara her zaman için "mesafeli" bir tutum almış. "Solcuları" fazlasıyla "züppe" buluyor. Asla göründükleri gibi birikimli olmadıklarını, çoğunun gelişme çağından kaynaklanan sorun ve bozuklukları olduğunu düşünüyor. Kendisini sola yakın olarak tanımlamakla birlikte, hiçbir oluşumu yakın hissetmiyor...
 
Sadece demokrasi
 
 Handan orta ölçekli bir işletmenin yönetici ortağı. Üniversite öğrenciliği yıllarında sol gruplarla ilişkisi olmuş. "Yüreği hala solda olan" Handan'ı, "yaşamın gerçekleri" bambaşka bir çizgiye sürüklemiş. "Yaşamak, üstelik iyi yaşamak istiyorum. Evlenmek, çocuk sahibi olmak istiyorum. Çocuğumu iyi koşullarda yetiştirmek istiyorum" diyen Handan'ın en büyük üzüntüsü, bu "küçük burjuva talepleri" yüzünden eski dostlarının sert eleştirilerine maruz kalması... "Saygı duyduğum az sayıda insan var" diyen Handan, sosyalizmi Türkiye için ulaşılması imkansız bir düş olarak görüyor ve "Demokrasi, sadece gerçek bir demokrasi yeterli" diyor.
 
Trasseksüel ve sosyalist
 
 Demet, ÖDP'nin renkli ve medyatik üyelerinden biri. 1980 öncesine dayanan sosyalist kimliğiyle transseksüel kimliğini ustaca bağdaştırıyor.
 
Solun, özellikle 1990'lı yıllarda önemli ölçüde değiştiğine inanan Demet, 1982'de siyasal nedenle cezaevine girmiş. Cezaevi komünü, Demet'in eşcinsel olduğunu anlar anlamaz, örgütten ihraç etmiş. "Yıllar sonra, eski arkadaşlarımla karşılaştığımda, herşey çok farklıydı. Hepimiz değişmiştik" diyor Demet.
 
İnsanlara aynı anda hem eşcinsel, hem de sosyalist olunabileceğini gösterdiğine inanan Demet, "Benim cinsel kimliğim ayrı, sosyalist kimliğim ayrı şeyler... Sosyalizm, insanların hiçbir farklılığının yargılanmadığı bir düzen olmalı" diyor.
 
Toplumdan, çevresinden ve mücadele arkadaşlarından gördüğü olumsuz tepkiler, Demet'in sosyalist kimliğini etkilememiş. "Yaşadıklarım, siyasal düşünceme daha da sarılmama yol açtı" diyor ve hemen ekliyor "Bu ülkede yaşanan hiçbir olumsuzluğun sorumlusu, sosyalistler değil. Çürümüş bir sistemin iki yüzlülüğünü her alanda yaşıyoruz. Ama bir gün her şey değişecek..."
 
Demet, ÖDP'de hiçbir ayrımcı yaklaşımla karşılaşmadığını, parti tüzüğünde yer alan cinsel azınlıklara saygının tüm ÖDP üyelerince benimsendiğini söylüyor.
 
Kürşat, Demet kadar rahat değil. Sosyalist bir grubun sempatizanı ve eşcinsel. "Durumumu kesinlikle gizlemek zorundayım" diyor. Kırsal kesimden üniversite öğrenimi için İstanbul'a gelen Kürşat'ın ailesi de son derece tutucu. "Ailem de, arkadaşlarım da bu durumu kabul edemezler" diyor. Kürşat, cinsel kimliğiyle sosyalist kimliğinin çatışmadığı kanısında. Ancak cinsel azınlık haklarının gündeme getirilmesiyle çok ilgili olmadığını söylüyor. "Bunca sorun varken, cinsel azınlık haklarını ortaya atmak mücadeleyi hedefinden saptırır" diyor.
 
Yeni umutlar
 
 Özgür Uçkan, 12 Eylül öncesinde otoriteryen eğilimlere sık rastlandığını ifade ediyor:
 
"Sol adına monolitik, otoriter bir anlayış benimsendi. Bunun yanlış olduğunu o zaman da görüyorduk. Farklı bakış açılarının, farklı tartışma gündemlerinin oluşturulması gerekiyordu. Birikim Dergisi, o dönem bunu, dar bir kitleye yönelik de olsa başardı. Dünya solunun gündeminde, Türkiye Solu'nun haberdar bile olmadığı pek çok konu yer aldı. Biz bunları ancak yıllar sonra öğrenip tartışabildik. Bugün yeni bir okuma gerekiyor. Soldan umut kesmeyi doğru bulmuyorum. Dünyanın ve Türkiye'nin geleceğinde sol var, ama bu elbette eski tarz sol değil."
 
Ömer Arca, geçmişte yanlışlar yapıldığını, ancak bunu o dönemin koşulları içinde değerlendirmek ve solun yeni açılımlarını görmek gerektiğini söylüyor:
 
"Solun hatalar yaptığı doğru, ama insaflı olmak gerekir, kim farklı bir şey yapabilirdi ki o dönemde? Önemli olan bugünü ve yarını doğru değerlendirmek. Sol, yeni bir anlayışı, yeni bir tartışma kültürünü geliştiriyor. Bunu görmek lazım. O günlerde okuyabileceğimiz doğru dürüst çeviriler bile yoktu. Şimdi kimsenin bir mazereti kalmadı. Sayısız eser var, muazzam bir iletişim teknolojisi var. Bu sol kültürü elbette olumlu yönde etkileyecek. Dün ile bugün arasında çok şey değişti sol açısından. Şimdi olumlu kazanımları korumak ve geliştirmek durumundayız. Örneğin şiddeti bir daha asla geri getirmemeliyiz. Farklılıklarımıza saygı duymayı öğrenmeli, birbirimize tahammülü öğrenmeliyiz" diyor.
 
Anne de etkilendi
 
 İclal K., uzun yıllar oğlunu cezaevi kapılarında beklemiş bir anne. "Çok zor günler geçirdi oğlum, biz de onunla birlikte geçirdik. Onun ne söylediğini her zaman anladığımı iddia edemem, üstelik hiçbir zaman onu açıkça onaylamadım. Ama galiba doğru bir şeyler söylüyordu. Şimdi evlendi ve çoluk çocuğa karıştı. Bazen takılıyorum, `o döndü, ama beni solcuların arasına bıraktı' diye... (Oğlu hemen müdahale ediyor) Hayır, o hala solcu. Ama nasıl demeli, eskisi gibi değil... Daha farklı konuşuyor, daha farklı yaşıyor."
 
Mert Büyükkarabacak, Direniş Gazetesi'ni temsilen konuşuyor:
"Demokratik halk iktidarını kurmak istiyoruz. Bizim düzenimizde herşey geniş emekçi yığınlarının hizmetinde olacak. Bütün iç ve dış borçları iptal edeceğiz. Hızlı bir kamulaştırma yapacağız. Eğitim, sağlık, ulaşım ücretsiz olacak. Herkese iş sağlanacak" diyor.
 
Bunun için gerekli kaynağı nasıl sağlayacaklarını soruyoruz. "Tabi bütün bunlar hemen olmayacak, zor bir dönem geçirecek halkımız" diyor. Nasıl bir ekonomik çözüm paketiniz var? Sorumuzu yineliyoruz. Mert soruyor: "Siz halkın iktidarına karşısınız galiba?"
BİTTİ

 

Son DüzenlenmePerşembe, 07 Mart 2013 17:06
Öğeyi Oyla
(0 oy)
Bu kategoriden diğerleri: Değişen Sol-7 »

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık