Değişen Sol-7

"Varoşlar tüm siyasal parti ve grupların dikkat merkezinde yer almayı sürdürüyor. Her yıl binlerce insan, mevcut sorunlara yenilerini ekleyerek varoşlara yerleşiyor. Gündelik sorunların ağırlığı, varoş insanlarını çıkış noktası arayışına yöneltiyor ve siyasal söylemler karşısında duyarlılığını artırıyor."

İslamiyetle barış
 
 Sosyalist solda tarihsel uzlaşma... "İslamla barışmak gerekir" diyen radikal gruplar bunun bir taktik değil, stratejik bir tutum olduğunu vurguluyor.
 
"TARİHSEL uzlaşma" sosyalist solun en radikal unsurlarını da kapsayan yeni ve dikkat çekici bir trendi oluşturuyor. Sosyalist Sol'un önemli grupları, "İslamla barışmak gerekir!" diyorlar ve bunun bir "taktik" değil, stratejik bir tutum olduğunu vurguluyorlar. DHKP - C çizgisini savunan Kurtuluş Dergisi ile Kıvılcım çizgisini savunan Direniş Gazetesi yöneticileri "Devrimcilerin, halkın gelenek ve inançlarına saygı göstermesi gerektiğini" belirterek, Türk Solu açısından tarihsel önem taşıyan bir uzlaşmanın ilk işaretlerini veriyorlar. Daha da ileri gidilerek, "Devrim şehitleri adına" artık camide mevlid okutuluyor, Halk Meclisi açılışında imamların da katıldığı toplu sünnet törenleri düzenleniyor.
 
Devrim mevlidi
 
 Evet yanlış okumadınız, Türkiye sosyalistlerinin tarihinde ilk kez "devrim şehitlerinin ruhları için bir camide mevlid okutuldu." Yine ilk kez, bir sosyalist merkezin açılışı imamların eşliğinde bir sünnet töreniyle gerçekleştirildi.
 
Özgür - Der Genel Başkanı Havva Suiçmez, bunun bir değişim göstergesi olarak algılanamayacağını, olsa olsa "halkın geleneksel değerlerine duyulan saygı" biçiminde değerlendirilebileceğini söylüyor.
 
Suiçmez, "Devrimciler tarihlerinin hiç bir döneminde halkın değer yargılarına hakaret etmediler. Şimdi halkın değerlerine duyduğumuz saygıyı somutlaştırıyoruz. Evlatlarını yitiren ailelerimiz kendi inançları doğrultusunda bir tören yapmak istediler. Bunu anlamak zorundayız" diyor. Havva Suiçmez, mevlid ve imam eşliğinde sünnet törenlerinin DHKP - C politikaları açısından bir "taktik" olarak değerlendirilmemesi gerektiğini de ekliyor sözlerine: "Bu bir taktik değil, bir kültürün ifadesi olarak değerlendirilmelidir."
 
Yine benzer bir tutum Direniş Gazetesi yazarı Mert Büyükkarabacak'dan geliyor. "Devrimciler halkın en geniş kesimlerini kucaklamak zorunda. Başını örtüyor diye, namaz kılıyor diye insanlarımızı yok sayamayız, mücadelenin dışında bırakamayız" diyen Mert, sözlerini "artık İslamla barışmak gerekir" biçiminde sürdürüyor.
 
Bu gelişmeler, sosyalist solun varoşlarda yaşayan inançlı ve yoksul halk kitlelerinin desteğini kazanmak için başvurdukları bir taktik mi? Bunu zaman gösterecek.
 
Varoş duyarlılığı
 
 Varoşlar tüm siyasal parti ve grupların dikkat merkezinde yer almayı sürdürüyor. Her yıl binlerce insan, mevcut sorunlara yenilerini ekleyerek varoşlara yerleşiyor. Gündelik sorunların ağırlığı, varoş insanlarını çıkış noktası arayışına yöneltiyor ve siyasal söylemler karşısında duyarlılığını artırıyor. Bütün bu özellikleri ile varoşlar, Türkiye'nin istikrar açısından yumuşak karnını oluşturuyor.
 
Büyük kent varoşlarını önemli bir oy potansiyeli olarak değerlendiren sosyal demokratlar, bu bölgelerde yeni kentlilik bilincini geliştirmek yerine mevcut etnik - kültürel hemşerilik bağlarından yararlanmayı yeğliyor. Sosyal demokrat politikalarla varoş insanları üzerindeki sosyalist grupların etkinliğini kırmak yerine, kendi bünyelerinde yer almalarına göz yumarak bu etkinlikten yararlanmayı umuyorlar.
 
Yerel sosyal demokrat örgütlerin varoşlarda sosyalist gruplar karşısında ideolojik eziklik içerisinde olduğu gözleniyor. Bu durum; kentli ve bağımsız bir sosyal demokrat yapının ortaya çıkmasını ve gelişmesini büyük ölçüde engelliyor.
 
Sosyalist gruplar için ise varoşlar, örgütlenme potansiyeli açısından önemli bir kaynak olarak görülüyor.
 
Halk meclisleri, yerel inisiyatifler sosyalist grupların varoşlara yönelik geliştirdiği örgütlenme modelini oluşturuyor. 80 öncesi dönemde yaygın olarak sosyalist gruplarca benimsenen halk meclisleri örgütlenmesi, 80'lerin ikinci yarısından itibaren RP tarafından da yerel seçimlerde etkin biçimde yararlanılan örgütlenme modeli olmuştu.
 
Sosyalist sol, varoşları kendi arazisi olarak değerlendiriyor ve İslami yükselişin varoşlardaki etkilerini geçici bir durum olarak değerlendiriyor.
 
Direniş Gazetesi yazarı Mert Büyükkarabacak, "Varoşlar şu anda paylaşılmış durumda. Sultanbeyli gibi mahalleler İslamcıların ama GOP gibi mahalleler ise devrimcilerin" diyor ve ekliyor, "Bir süre sonra varoşlar gerçek sahiplerine dönecektir." Mert, "Siyasal İslamla bir çatışmanız söz konusu olabilir mi?" sorumuzu "Böyle bir çatışma, düzenin en çok istediği şeylerden biri olurdu. Çatışmanın söz konusu olacağını sanmıyorum, ama gerekirse bundan kaçınmamız da mümkün değil" şeklinde yanıtlıyor.
 
Kurtuluş Dergisi sorumlusu Hamdi Kaya benzer biçimde varoşları solun öz arazisi olarak görüyor ve Siyasal İslam'ın yükselişinin "geçici" olduğunu vurguluyor.
 
Gerek sosyalist solun, gerek siyasal İslamın örgütlenme potansiyeli olan dargelirli, sorunlu ve hoşnutsuz kitleleri barındıran varoşlar, yakın gelecekte yeni bir çatışmaya tanık olacağa benziyor. Zira ne sosyalist solun, ne de siyasal İslamın varoşları bir diğerine bırakmaya hiç niyeti yok.
 
Sol kabuk değiştiriyor
 
 Buraya kadar anlatılanlar, solun farklı kesimlerinin değişimi nasıl algıladıkları üzerine bazı ipuçları veriyor bize.
 
Ancak ifade edilenlerin ötesinde bir kabuk değiştirme süreci yaşanıyor solda. Daha pragmatik, halkı daha fazla dikkate alan, gelişen iletişim teknolojisinin şeffaflığında adımlarını daha sorumlu atmak zorunda kalan bir sol var artık.
 
Sosyal demokratlardan sosyalistlere, sol, Türkiye'nin tarihine, kültürüne ve geleneksel değerlerine yeni bir yaklaşım geliştiriyor. Bu yeni yaklaşımlar, yakın gelecekte hiç kuşkusuz yeni bir solu ve yeni bir Türkiye'yi biçimlendirecek.
 
Türk solu, Cumhuriyet tarihi boyunca iktidara talip gözüktü. Gerçek bir toplumsal değişim projesinin sadece kendisinde olduğunu ileri süren Türk solu, sosyal demokratlardan sosyalist parti ve gruplara kadar iddialı ve kararlı bir söylemle çıktı kitlelerin karşısına.
 
Türkiye'nin sola; güçlü, kitlesel, donanımlı bir sola gereksinimi var. Bu doğru... Ama artık Türk solunun da ülke sorunlarını sıralayan taleplerden öteye gitmeyen program taslakları yerine daha ciddi, daha gerçekçi bir toplumsal değişim projesini geliştirme zamanı gelmedi mi?

Son DüzenlenmePerşembe, 07 Mart 2013 17:06
Öğeyi Oyla
(0 oy)
Bu kategoriden diğerleri: « Değişen Sol-8 Değişen Sol-6 »

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık