Değişen Sol-5

DİSK, ÖDP ve HADEP...

DİSK: Hedef; çalışma barışı ve daha fazla üretim
 
 Türkiye'de artık çalışma barışından, daha fazla üretimden, kesim menfaatlerinin ülke menfaatleriyle birleştirilmesinden söz eden bir DİSK var; Cumhuriyetin sürekliliğinin sağlanmasını, toplumsal barış ve siyasal istikrarın tesisini, ülke sorunlarının diyalog ve uzlaşma yoluyla ele alınıp çözüme kavuşturulmasını, AB'ye tam üyeliği istiyor.

12 Eylül öncesinin en güçlü işçi sınıfı örgütü DİSK, darbe sonrasında kapatıldı. DİSK yöneticileri yıllar süren yargılamalarda 12 Eylül öncesi terörün başlıca sorumlusu olarak gösterildiler.
 
"Ama kamuoyu karşısında kendimizi akladık" diyor DİSK Genel Başkanı Rıdvan Budak. "DİSK, kurulduğu günden beri Türkiye'de demokrasiden yana, emekten yana, insan hakları ve toplumsal barıştan yana tavır aldı".
 
Türkiye'de sol, tarihi boyunca işçi sınıfı "adına" ve sınıfın "öncülüğü" doğrultusunda hareket ettiğini ileri sürdü. Oysa Budak, "Bugüne kadar hiçbir sol, sosyal demokrat ya da sosyalist parti ve grup bize somut bir toplumsal projeyle gelmedi. Sadece seçim dönemlerinde gelip falanca yerden aday olmamızı istediler. Sosyalist gruplar ise temeli olmayan eleştirilerle DİSK yöneticilerini suçladılar. Bizim açtığımız alanlarda, mitinglerimize katılıp bizi eleştirdiler" diyor.
 
Artık çalışma barışından, daha fazla üretimden, siyasal istikrardan, kesim menfaatlerinin ülke menfaatleriyle birleştirilmesinden söz eden bir DİSK var.
 
Budak, "DİSK her zaman demokrasinin yanında yer aldı. Bugün farklı kuruluşlarla masaya oturup demokrasi için ortak bir bildiriye imza koymamızda garipsenecek hiçbir şey yok. İşçi sınıfının ekonomik ve sosyal hakları için verdiğimiz mücadele ile ülkenin ortak çıkarları için yürütülecek demokrasi mücadelesini birbirine karıştırmamak, birbirinin karşısına koymamak gerekir. Evet DİSK emeğin hakkını istiyor, adil bir gelir dağılımını istiyor ama bunun için üretim gerekli. Üretimi artırmazsak, neyi paylaşacağız? Bunu eskiden bu kadar açık söylemek kolay değildi" diyor.
 
Sosyalist grupların TOBB'la ortak bir bildiriye imza atmasını eleştirmelerini anlamsız buluyor Budak. "MGK kararlarının önünde, arkasında, sağında, solunda olunmaz. Siviller ülkeyi doğru dürüst yönetti de, asker bu yüzden mi darbe yaptı? Şimdi askerin artık darbenin bir çare olmadığını gördüğüne tanık oluyoruz. Bu olumlu bir gelişme. Bu gelişmeyi kalıcılaştırmak için bizlerin bir şeyler yapması gerek. İşte bu konuda DİSK üzerine düşen sorumluluktan kaçmadı".
 
"Babam bile değişti. Biz gençken langırt oynuyoruz diye bize kızan babam, iki yaşındaki torunuyla oturup kağıt oynadı. Babam bu kadar değişti, ben nasıl değişmem? Toplumdaki değişimi, dünyadaki değişimi görmek ve yeni çözümler üretmek zorundayız" diyor Budak.
 
DİSK, diğer meslek örgütleriyle birlikte;
"Türkiye Cumhuriyeti'nin sürekliliğinin sağlanması ve güçlendirilmesini, toplumsal barış ve siyasal istikrarın tesisini, ülke sorunlarının diyalog ve uzlaşma yoluyla ele alınıp çözüme kavuşturulmasını, "işçi ve işverenin" sosyal sigorta prim yükünün azaltılmasını, AB'ye tam üyeliği" istiyor.
 
Budak, "Sosyalizm talebimizden vazgeçmedik" derken hemen ekliyor "Geçmişte olduğu gibi bugün de, demokratik, çoğulcu, insancıl bir sosyalizmi istiyoruz. 70 yıllık deneyim gösterdi ki, sözde işçi sınıfı adına sosyalist devletler kuranlar, aslında işçi sınıfını sömürdüler. Bu devletler yıkıldığında, işçi sınıfı adına hareket ettiklerini söyleyenlerin nasıl kendi hesaplarına zenginleştikleri görüldü."
 
"Ben devrimciyim, sosyalistim ve Atatürkçüyüm" diyen Budak, "Şu gerçeği görmek gerekiyor; bugün Türkiye'de demokrasi safları son derece açık ve netleşmiştir. Atatürk devrimleri bir yanda ve bunu geriye götürmek isteyen gerici, şeriatçı güçler bir yanda. Elbette biz, toplumu geriye götürmek isteyen şeriat güçlerinin karşısında, Atatürk devrimlerinin yanında olacağız..."
 
ÖDP: Çoksesliliğin adresi
 
 "AŞKIN ve devrimin partisi" imajıyla, sosyalist kesimde güçlü bir değişim rüzgarını estiren ÖDP, Batı Avrupa solunun soğukkanlı politik tutumuyla, Latin solunun coşkulu devrimciliğinin ilginç bir sentezini oluşturmaya çalışıyor. Elbette bu bir "duruş" ve henüz politik çizgisinde bir netleşme görülemediği için tüm yorumlar bu "duruş" üzerine yapılabiliyor.
 
"Yeni" politik söylemiyle ÖDP, bir çıkış arayan kitlelerin umudu olma yönünde hızlı bir büyüme kaydediyor. Ancak çok yakın geçmişte benzer bir "büyüme" vak'ası YDH için de geçerliydi ve ilginçtir, YDH'ya yönelen "umutsuzlar", aynı heyecanla ÖDP'ye yöneliyorlar.
 
Solun "aynı kapta kaynamaz" unsurları, ÖDP'nin biraz da TBKP'den miras "yeni politik kültür" söyleminin çekiciliğinde buluşuyorlar. Amaç, farklılıkları koruyarak yeni bir sosyalist kimlik yaratmak. Bu sosyalist sol açısından son derece önemli ve zor bir operasyon.
 
ÖDP, sosyalist bir parti olarak gerek programı, gerek tüzüğü ve örgütlenmesiyle gerçekten iddialı, sözü olan bir parti görünümünde. Türkiye'de ilk kez, bir parti seçimle gelen yöneticilerini "geri çağırma hakkı" tanıyor üyelerine. Bu en alt düzeydeki yöneticiden genel başkana kadar geçerli bir kural. Kadınlara karşı "ayrımcılık" uygulanıyor ve tüm organlarda yüzde 30 kadın kotası kuralı getirilmiş. Ve Türkiye'de ilk kez bir siyasal parti cinsel azınlık haklarını program ve tüzüğünde açıkça savunuyor.
 
Değişimin ifadesi sayılan bu özellikler bir yana, ÖDP programında son derece ilginç noktalar göze çarpıyor. En ilginç nokta, diğer sosyalist parti ve grupların aksine, ÖDP programında "Kürt" sözcüğü kesinlikle kullanılmıyor. Bu soruna programda isim verilmeden, "çok kimliklilik" ve "çok kültürlülük" kavramlarıyla değiniliyor. ÖDP programı ekonomiden din ve vicdan özgürlüğüne, yargı bağımsızlığından sendikal haklara, kültür ve sanattan kadın, gençlik ve cinsel azınlık haklarına kadar her alanda "talepler içeren" ancak somut politikalar üretmeyen bir metin içeriğine sahip.
 
ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, alışılmışın dışında yumuşak üsluplu ve entelektüel bir kişiliğe sahip. Geleneksel liderlik anlayışına karşı çıkan Uras, "lider sultasına, monolitik parti anlayışına sahip olanlar lütfen bize bulaşmasın" diyor.
 
Uras, partisine yöneltilen "liberal sol" eleştirilerine karşı çıkıyor ve "ÖDP; programının amaç bölümünde kendisini sosyalizmi amaçlayan bir sol kitle partisi olarak tanımlıyor.
Uras ÖDP'nin başlangıcını şöyle anlatıyor:
 
"Siyasi yelpazenin solunda ve solun tamamını kapsayacak bir bakış açısına sahip. Parti kurulurken sosyal demokratları, çevrecileri yani düzenden canı yanan, altta kalan kendini ifade edemeyen bütün kesimleri kuşatacak solun bir "birlik projesi" olarak tasarlandı. Solun otuz yıllık parti serüvenini çoğulcu, çoksesli parti projesi içinde harmanlamak olarak tanımladık ve bunu çok kısa bir süre içerisinde gerçekleştirdiğimizi düşünüyoruz."
 
28 Şubat sonrası yürürlüğe giren MGK kararlarının RP'yi daha da güçlendireceğine inanan Ufuk Uras, RP'nin kapatılmasına da karşı çıkıyor. Kendisinden önceki parti kapatma kararları karşısında sessiz kalan RP'yi sahte demokrasi şampiyonluğuyla suçluyor ve RP'nin bu ikiyüzlülüğünün teşhir edilmesi gerektiğini savunuyor.
 
Uras, Kürt sorununun çözüme kavuşturulmasının zorunlu olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Derhal kalıcı bir barış ortamının sağlanması gerekir. Ortada sadece iki şık var. Ya insanların ölmesine göz yumacaksınız, ki bu durumda ya silah tekelleriyle ya da Susurluk'ta ortaya çıkan fesat çeteleriyle, çıkar ilişkiniz var demektir. İkinci şık barışı savunmaktır. İnsanların kendi kimlikleriyle, özgürce tartışmalarına ve sorunun çözülmesine olanak sağlamaktır."
 
HADEP: "Kürt partisi değiliz"
 
 BAŞINDAN beri tüm Türkiye'nin partisi olduklarını her fırsatta dile getirmek zorunda kalan bir parti HADEP.
 
Seçmen potansiyelinin bölgesel yoğunlaşması ve parti hakkında açılan davalara temel oluşturan iddianamelerin aksine HADEP, Türkiye'de tüm ezilenlerin, emekçilerin ve demokratların partisi olduğunu söylüyor. Tek farkla ki, Türkiye'nin öncelikli sorununun ve diğer tüm sorunların ana kaynağının Güneydoğu'da süren savaş olduğunu ileri sürüyorlar.
 
Partinin birincil görevi olarak demokrasi güçlerinin en geniş birlikteliğinin sağlanması öngörülüyor. HADEP, bu birlikteliğin sağlanmasında kendisini motor güç olarak görüyor.
 
Sosyalizmi hedeflemeyen, sola açık bir kitle partisi HADEP. Sosyal demokrat partilerden farklı olma iddiasında.
 
HADEP Genel Başkanı Murat Bozlak, Türkiye'nin öncelikli sorununun kalıcı bir barış ortamının sağlanması olduğunu söylüyor: "Sınırlı bir bütçenin neredeyse yarısını sürmekte olan bir savaşa ayırırsanız, emeğin hakkını nasıl verebilirsiniz? Hangi yatırımları yapabilir ve insanlara iş, ekmek verebilirsiniz? Türkiye'de hangi soruna elinizi atsanız karşınıza bu kirli savaş çıkar."
 
Bozlak, partisinin olduğundan farklı gösterilmeye çalışıldığını ileri sürüyor ve "Bizi bir Kürt partisi gibi göstermeye çalışıyorlar. Bu doğru değil. Evet, seçmen yapımızda Kürtler büyük bir ağırlık taşıyor. Çünkü bu soruna en doğru çözümü bizim ürettiğimiz ortada" diyor.
 
HADEP'in "ülkenin tamamı için demokrasi istediğini" ifade eden Bozlak, "Türkiye'nin üçte biri demokrasiyi tanımıyorsa, bu ülkede demokrasi var diyemezsiniz. Diyarbakır'da 30 yaşındaki insanlar yaşamları boyunca tank ve asker dışında hiçbir şey görmediler" diyor.
 
HADEP Kongresi sırasında yaşanan "Bayrak Krizi" Bozlak'a göre bir provokasyon. Bozlak Türk bayrağına da sahip çıkıyor: "Biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Bu bayrak Tansu Çiller'in bayrağı değil"
 
Kürt sorunu dışında, HADEP'in ekonomik, sosyal ve siyasal hedefleri sosyal demokrat partilerinkiyle hemen hemen aynı çizgide belirginleşiyor. Ancak HADEP, sosyal demokrat partilerle arasında kalın bir çizgi olduğu iddiasında. En azından CHP ve DSP'nin sosyal demokrat olmadıklarını, hele DSP açısından bu durumun çok daha net olduğunu ileri sürüyorlar.

Son DüzenlenmePerşembe, 07 Mart 2013 17:06
Öğeyi Oyla
(0 oy)
Bu kategoriden diğerleri: « Değişen Sol-6 Değişen Sol-4 »

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık