Kâfirun

  • Cumartesi, 10 Ağustos 2013 10:15

Ahmet Tezcan'ın Kâfirun'u toplumsal ve siyasi tarihimizin çalkantılı bir dönemine yansız, insanca bir bakış fırlatıyor. Tezcan, yumuşacık bir üslupla bizlere "kategorik bakışın" anlamsızlığını ve iç içe geçmiş hikâyelerimizin birbirini nasıl beslediğini, besledikçe birbirimize ne kadar benzediğimizi hatırlatıyor...

Şanslıyım. Hem Ahmet Tezcan'la tanıştığım hem de Ahmet Tezcan'ı besleyen kaynağa Kâfirun ile bir adım daha yaklaşabildiğim için.

1960'ların başı... 27 Mayıs Darbesinin tozu dumana kattığı ortamda Kırşehir'de hayatları kesişen iki Hikmet'in hikâyesinin arka planında sıkıcı ve renksiz sandığınız muhafazakâr İç Anadolu'nun renkli dünyasına dalıyorsunuz Ahmet Tezcan'ın çok lezzetli anlatımıyla.

Hikmet'lerden kamyon şoförü olanı mütedeyyin, ekmeğinin peşinde, sorumlulukları olan sıradan bir "aile babası". Hasta anası, cefakâr karısı ve çocuklarıyla sakin bir hayat sürerken Kırşehir sokaklarında rastladığı yaşlı bir kadın şoför Hikmet'i TKP Genel Sekreteri Dr. Hikmet Kıvılcımlı ile buluşturuyor. 

Fakat alelade bir buluşma değil bu... Şoför Hikmet'in Said-i Nursi'nin manevi iklimindeki yolculuğu Dr. Hikmet'in çetrefil yolculuğuna yarenlik ediyor bu buluşmayla birlikte. Yol ayrı, menzil ayrı gibi görünse de iki Hikmet'in yolları şaşırtıcı biçimde iç içe geçiyor. Hapishanedeki Dr. Hikmet okuyup yazarak hapishane duvarlarını aşarken, yollardaki şoför Hikmet okuyup anladıkça bir cenderenin içinde hissediyor ruhunu... İki Hikmet'in kesişen hikâyesi, toplumsal ve siyasal sınırları da ortadan kaldırıyor aslında. Dr. Hikmet'in sözcükleri Said-i Nursî'nin sözcüklerine karışırken madde dünyasının ve manevi dünyanın bildik pusulası şaşıyor, birbirinin karşısındaymış gibi görünen iki dünyanın ışığı birbirinin içerisinde eriyerek birbirini bütünlüyor. Tezcan bize ezber bozduruyor iki Hikmet'in hikâyesini anlatırken...

Kâfirun'da Ahmet Tezcan'dan "mahallesine özgü" muhafazakâr bir dil ve üslup bekliyorsanız, bu konuda da yanıltacak Tezcan sizi. Özgür, samimi, kaynağından çıktığı sıcaklık ve canlılıkta bir anlatımla daha ilk sayfada giriyorsunuz Hikmet'in, Mahmut'un, İsmet ile Azâmet'in, Kel Tayır'ın dünyasına. İsmet'in doymak bilmeyen, kendisini de Azâmet'i de yakan ihtirasına yazıklanıyor, Mahmut'un saf çocukluğuna gülümsüyor, Hikmet ve Kel Tayır ile kendinizi bir iç hesaplaşmanın ortasında buluyorsunuz.

"Bitmesin" diye kendinize sayfa kotası koyacağınız Kâfirun'dan sonra neyse ki yeni Ahmet Tezcan kitapları yolda...


"- Bana bak Devramel Kafa, sen alkımın altından geçebilin mi la?
- Alkım ne?
- Ebemguşa
- Ebemguşa mı? O ne?
- Gökkuşa!
- Gökkuşa ne?
- Ebeyinki...
... Güldü Mahmut. Kıkır kıkır güldü."

 Kâfirun, Ahmet Tezcan, Roman, Meydan Yayıncılık, 2. Baskı Mayıs 2013, ISBN 978-605-5952-41-9

yukarı çık