Viyana

“Karlı yılbaşı” beklentimizin ağır bir hezimetle sonuçlandığı geçen yılki Stockholm seyahatinden sonra bu kez Viyana’da şansımızı denedik. Heyhat! 5 gün boyunca soğuk ve fakat yağışsız bir Viyana’ya fit olmak durumunda kaldık. Varsın kar olmasın. Viyana eşsiz zerafeti, cömertliği ve başdöndüren atmosferiyle gezginlerini mest etmeyi fazlasıyla başardı.

Hayli şanslıydık aslında. Kenti yakın tarihlerde deneyimlemiş sevgili Zeynep Öztop’un ve her ikisi de birer Viyana kompetanı olan Haktan Pak ile Ali Murat Hamarat’ın son derece titiz ve isabetli yönlendirmelerinin 5 günlük Viyana seyahatimize katkısı çok büyük oldu.

Genellikle 3 ya da 4 gün olarak düzenlenen ve Budapeşte-Prag-Viyana üçlemesiyle pazarlanan turları cazip bulmadığımız için tek başına Viyana’ya, kendi programımızı yaparak 5 gün ayırmayı tercih ettik. Bu kararımızın ne denli isabetli olduğunu Viyana sokaklarında dolaşırken bir kez daha anladık. Viyana öyle 1-2 günlük turistik paketlere sığdırılabiecek bir kent değil. 5 günün sonunda hâlâ görmediğimiz ve görmeyi bahara ertelediğimiz mekânlar, tadamadığımız lezzetler var…

“Tur ve rehberlik hizmeti olmadan Viyana gibi bir kenti nasıl gezerim?” demeyin. Gezersiniz! Hem de oldukça ekonomik biçimde, doyasıya…

Uçak biletinizi mümkün olan en erken tarihte satın aldığınızda oldukça ekonomik bilet bulma imkânınız var. Biz 31 Aralık uçuşu için ekim sonunda gidiş-dönüş 430 TL’ye THY bileti bulabildik örneğin.

KONAKLAMA:

Konaklama için Avrupa’da çok yaygın kullanılan AirBnB sistemi oldukça uygun konaklama seçenekleri sunuyor.

Bir başka seçenek ApartmentsApart: Bu site üzerinden de ekonomik ve güvenli konaklama seçeneklerine ulaşmak mümkün.

Biz AirBnB’yi tercih ettik. Bu sistemden seçtiğimiz ev  gerek fiyat, gerek konum açısından bizi çok mutlu etti. 4 kişinin konaklamasına uygun, 2 oda, mutfak ve banyodan oluşan, son derece temiz, içerisinde her türlü mutfak eşyası, yedekleriyle birlikte çarşaf, saç kurutma makinesi vb. her türlü malzemenin bulunduğu bu küçük dairede 5 gecelik konaklamamız, kişi başı toplam 375 TL’ye geldi. Kaldığımız ev metroya 3, tramvaya 1, merkez semt olan Stephanplatz’a 10 dakika mesafedeydi.

“Yok ben ille de otel isterim” diyorsanız o zaman Booking.Com  sitesi sizin için yüzlerce otel seçeneğini, mümkün olan en uygun fiyatlarla sunuyor.

Oteller için elbette her zevke, her keseye uygun pek çok seçenek var. Gecelik konaklamanın ortalama 100 Euro’dan başladığı otellerin dışında, aynı odayı birden fazla kişiyle paylaşmayı göze alabilirseniz hostel seçenekleri de mevcut.

ŞEHİR İÇİ ULAŞIM:

“Turistik” düşünürseniz pahalı sayılabilecek bir kent Viyana. Belki ilk yapılması gereken, “turist halet-i ruhiyesinden” sıyrılmak ve kenti olabildiğince o kentte yaşayan biri gibi gezmek. Bunun en iyi ve kolay yolu elbette toplu taşıma.

Tüm kenti neredeyse sokak sokak gezmenize imkân tanıyan bir tramvay-otobüs-metro ağı var Viyana’da. Tüm toplu taşım araçlarında geçen tek kullanımlık, günlük, 2 günlük ve haftalık olarak düzenlenmiş biletler ulaşım ihtiyacınızı karşılamaya yetiyor. Haftalık biletler Pazartesi gününden başlayıp Pazar günü akşamına kadar geçerli ve 15.80 Euro. Biz bu haftalık biletlerden satın almayı tercih ettik. Bu biletler ile dilerseniz otobüse, metro ya da tramvaya sınırsız biçimde binebiliyorsunuz. Bileti her hangi bir noktada sivil kontrolle başınız derde girmeden kullanabilmek için daima yanınızda bulundurmanızda yarar var. Hemen bütün istasyonlardan edinebileceğiniz bir ulaşım haritasını da her an yanınızda bulundurmanız işinizi büyük ölçüde kolaylaştıracaktır. Metro ağı en hızlı ulaşım olanağını sunsa da, kenti sokak sokak görerek gezebilmek için tramvayı tercih etmekte yarar var.

MARKETLER, YİYECEK DÜKKÂNLARI:

Eğer bizim gibi konaklamanızda otel yerine ev tercih etmişseniz, market alışverişi ile günlük yeme-içme ihtiyacınızın önemli bir bölümünü evde karşılayarak tatilinizi hayli ucuza getirmeniz mümkün. Sabah evden çıkmadan önce yapacağınız sıkı bir kahvaltı ve kahve keyfi, gün boyu kenti herhangi bir restauranta ihtiyaç duymadan dolaşabilme fırsatı sunuyor.

Alışveriş için hemen her köşe başında Spar, Billa gibi marketler hizmetinizde. Sabah 07:00’den akşam 19:00 a kadar açık olan bu marketlerden her türlü ihtiyacınızı oldukça ekonomik biçimde karşılayabilirsiniz. Cafe ve restaurantlarda kişi başı ortalama 20-25 Euro hesap ödeyerek yiyeceğiniz bir öğlen ya da akşam yemeğine karşılık, markette yapacağınız 30-40 Euro’luk alışverişle 3-4 kişinin 3 öğün ihtiyacını rahatlıkla karşılamak mümkün. Biz bu yolu tercih ettik ve 5 günlük konaklamamızın 4 gününde yumurtalı, birkaç çeşit peynir ve reçelli ve tabii jambon veya sosisli sıkı bir kahvaltı ile et-salata-makarna çeşitleri ve şaraptan oluşan akşam yemeklerimizi evimizde yedik. Fikir vermesi açısından, Spar’larda peynir, şarap, çeşitli şarküteri ürünlerinin 2 Euro’dan başladığını, bira çeşitlerinin 0.75 euro’dan başladığını, ortalama bir sofra şarabını ise 4-5 Euro’ya alabileceğinizi hatırlatmakta yarar var. Spar’ların bir de “gurme” dükkânları bulunuyor. Bu dükkânlarda, diğerlerine oranla daha “seçkin” ürünler bulmak mümkün. Billa’ların  biraz daha ucuz olduğunu fark ettiysek de Spar kadar yaygın bir zincir değil.

Kahvaltı için yine hemen her köşe başında rastlayabileceğiniz Der-Mann zincirini ya da mahalle pastanelerini seçebilirsiniz. Der-Mann   zengin pasta-çörek-kahve menüsünün yanı sıra soğuk ve sıcak et ürünlerini de bulabileceğiniz bir zincir. Kahve-Çörekten oluşan bir kahvaltıya 5-8 Euro ödemeyi uygun görüyorsanız Der-Mann’ı seçebilirsiniz. Aklınızda bulunsun, dilerseniz akşam eve giderken Der-Mann’dan çeşitli pişmiş ve hayli lezzetli hazır et ürünlerini satın almanız mümkün. Biz bir akşam şnitzel ve domuz kızartması satın aldık. Çok uygun ve lezzetliydi. Eğer domuz ürünleri konusunda katıysanız, satın aldığınız ya da herhangi bir restaurantta yiyeceğiniz yemeklere çok dikkat etmeniz gerekiyor. Zira doğal olarak domuz ürünleri Viyana’da çok yaygın biçimde tüketiliyor ve eğer özellikle uyarmazsanız tabağınızda bir domuz ürünüyle karşılaşmaya hazır olmalısınız.

VİYANA’DA YILBAŞI

Hayır, “noel” değil, yılbaşı… Muhtemelen 24 Aralık öncesi ve hemen sonrasındaki günler çok daha renklidir fakat biz tatilimizi 31 Aralık- 5 Ocak arasında, tam yılbaşı günlerine denk getirdiğimizden noel dönemine ilişkin gözlem fırsatımız olmadı. Fakat noel “izlerinden” anladığımız kadarıyla hayli renkli bir dönem…

Viyana yılbaşı için çok zengin bir menü sunuyor. “Silvester in Wien” adı altında gerçekleştirilen yılbaşı etkinlikleri kelimenin tam anlamıyla göz kamaştırıcıydı. Tam 13 ayrı meydanda, her biri ayrı konseptte hazırlanmış ve sabah saat 10:00 da başlayıp 02:00’ye kadar süren etkinlikler Viyanalılar ve biz Viyana konuklarına olağanüstü bir yılbaşı atmosferi sundu.

Stephansplatz’da klasik müzik ve opera, Rathausplatz’da klasik rock, Heldenplatz’da muhteşem bir havai fişek gösterisi… Eğer Viyana ziyaretiniz yılbaşına denk gelirse gerçekten çok şanslısınız… Yapmanız gereken tek şey, her meydandaki info kutularından bedava bir “Silvester haritası” kapıp meydan meydan dolaşmak…

Tahmin edeceğiniz gibi bütün meydanlarda servis veren sayısız büfe mevcut. Bu büfelerden sıcak şarap çeşitleri, hot-dog ve sandviçler, tatlı çörek ve kahveleri 2 Euro’dan başlayan fiyatlarla satın almanız mümkün. Yanı sıra çeşitli yılbaşı hediyelikleri satan standlar tam anlamıyla bir görsel şölen.

Yılbaşı yemeğinizi iyi bir restaurantta yemek istiyorsanız rezervasyon şart. Biz bunu önceden planlayamadığımız için bulabildiğimiz bir İtalyan restaurantına fit olmak durumunda kaldık. Son derece vasat bir yemeğe 3 kişi 75 Euro ödeyip çıkarken en azından sıcak bir yerde, karnımızı doyurduk diye şükrettik.

En keyifli yılbaşı sürprizi, 1 Ocak günü Rathausplatz’da Viyana Filarmoni Orkestrası’nın geleneksel yılbaşı konserinin dev ekranlarla canlı olarak meydana verilmesiydi. Bu olağanüstü konseri canlı olarak fakat klasik bir Viyana meydanında kendinden geçmiş biçimde dans ederek dinleyen yüzlerce insanla yaşamak eşsiz bir deneyim.

VİYANA KLASİKLERİ

Tabii ki ilk akla gelen, müzeler! Ve fakat “yeni bir ülkeye, yeni bir kente gittiğinizde önceliğiniz o kenti sokaklarda keşfetmek mi yoksa müze müze dolaşmak mı?” diye sorarsanız ben ilkini tercih ederim. Bu nedenle en azından bu ilk ziyarette müzeden müzeye koşmak yerine dolu dolu Viyana sokaklarını dolaştık.

MÜZE DELİSİYSENİZ…

“İlle de müze, saray!” diyorsanız MuseumsQuartier, Leopold, Albertina, Yahudi Müzesi, Doğa Tarihi Müzesi, Kelebek Evi,  Sanat Tarihi müzesi başta olmak üzere yüzlerce seçeneğiniz var. Ve tabii Schönbrunn! Sadece bahçesi başlı başına bir sanat eseri olan bu saray/müzenin cazibesine dayanamadık ve yarım günümüzü Schönbrunn’a feda ettik. Efsanevi imparatoriçe Sisi’nin muhteşem sarayını hakkıyla gezmek için en az 1 tam gününüzü ayırmanız gerekiyor.

Tamam müze meraklısı değilim ama gelmişken Viyana’yı Viyana yapan bestecilerin mezarını ziyaret etmemek olmazdı. Beethoven, Brahms, Schubert, Strauss ve tabii her ne kadar simgesel bir mezar taşıyla da olsa Mozart… Hepsi burada… Viyana mezarlığı, Zentralfriedhof’a tramvayla kolayca ulaşılıyor. Çok büyük, çok düzenli, çok güzel tasarlanmış bir mezarlık. Bu mezarlığı ilginç kılan sadece ünlü sakinleri değil. Hristiyan, Yahudi, Müslüman pek çok insan bu mezarlıkta bir arada uyuyorlar… Öyle belirgin ayrımlar da yok üstelik. Neredeyse koyun koyuna… Çok etkileyiciydi. 

CAFE’LER…

Tavsiyeler ve kapı önündeki uzun kuyruk Cafe Sacher’i işaret ediyordu. Her ne kadar “turistik tavsiyelere” gözümüzü kulağımızı kapatacağız desek de işin içine Viyana pastaları girince direnişimiz kırıldı ve soğuğa rağmen uzayan kuyruğa giriverdik. Sacher aslında bir otel ama Cafe’si otelin ününü çoktan aşmış. Yaklaşık 20 dakika kadar kuyrukta bekledikten sonra içeri alındık. Bu şık mekânda servis görevlilerinden fincanlara kadar her şey geçen yüzyılın başlarına ait ince zevki yansıtıyor. Neymiş hele şu “Sacher pasta” dedik ve klasik menüyü “kahve ve sacher pasta” sipariş ettik. Çikolata yoğun Sacher Pastasını kimin neden abarttığına pek anlam veremedik doğrusu. Giderseniz bir Viyana klasiğini “eda etmiş” olursunuz. Gidemezseniz de fazla bir kaybınız olduğunu söyleyemem.

Hawelka için ise aynı şeyi söyleyemeyeceğim. 1939’dan beri Stephansplatz’ın hemen yanı başındaki, Dorotheergasse’de yer alan Hawelka gerçekten görülmesi, yaşanması gereken bir mekân. Gün boyu dolu bu cafe’de boş bir masaya yerleştirilmek için kapıda biraz beklemeniz gerekecek fakat buna değer. Sempatik garsonlar boşalan ilk masaya yerleştiriyor sizi. Geriye kahvenizi ve elmalı ştrüdelinizi sipariş edip etrafı incelemeye kalıyor. Duvarlardaki çizim ve fotoğraflara dikkat.

“Mutlaka uğra” denilen Kohlmarkt’taki Demel’in giriş bölümü () bana biraz Ali Muhiddin Hacı Bekir’in dükkânını hatırlattı. “Bir bakayım hele” diyen yüzlerce kişi gün boyu Demel’e girip çıkıyor. Giriş bölümünde çeşit çeşit ambalajlı ambalajsız çikolatalar teşhir ediliyor. Açıkçası Demel’de oturup kahve içmeyi cazip bulmadık. Olur da gidip deneyen olursa, izlenimlerini paylaşırsa sevinirim.

Viyana’daki en keyifli mekanımız ise Cafe Savoy oldu… Geç bir saatte 1-2 kadeh bir şeyler içecek bir yer ararken Naschmarkt’ta tesadüfen bulduğumuz Savoy kelimenin tam anlamıyla “acayip” bir yer. Sabah giderseniz sıcak ve samimi bir ortamda kahvenizi yudumlayabilir ya da güzel bir kahvaltı edebilirsiniz. Gece giderseniz de çok keyifli bir cafe-bar olarak çıkıyor karşınıza. Çok hafif, belli belirsiz bir müzik eşliğinde içkinizi ya da kahvenizi alabilir, birbirinizi rahatça duyabildiğiniz bir ortamda sohbet edebilirsiniz. Sigara içilebilen bu mekân aynı zamanda oldukça ucuz.

Naschmarkt demişken… Küçük cafe ve restaurantların, büfelerin yer aldığı Naschmarkt’ta cumartesi günleri içinde aklınıza gelebilecek her şeyi bulabileceğiniz oldukça büyük bir bitpazarı yer alıyor. Cumartesi giderseniz bütün bir gününüzü tezgâhları gezerek, arada büfelerin sayısız menü çeşitlerinin tadına bakarak, yorulunca cafelerden birinde soluklanarak geçirebilirsiniz.

Kunst Haus görülesi alanlardan biri. Aslında bir kentsel dönüşüm projesi unsuru. Avusturya'nın Gaudi'si olarak da anılan Hundertwasser imzasını taşıyan ve toplu konutun istenirse nasıl olabileceğini de kanıtlayan bir sanat-mimari şaheseri. Tramvaya atlayıp bir göz atalım dediğimiz Kunst Haus'un büyüleyici atmosferinde saatlerin nasıl geçtiğini anlayamadık. İsterseniz bir mimari şaheser olarak bakın, isterseniz bir açık müze-galeri gözüyle... Ama mutlaka bir uğrayın... Büyükçe bir blok ve yanında mini bir alış veriş merkezi (hayır tabii ki bildiğimiz AVM ler gibi değil, çok sayıda sanat ürünü ve hatıra eşyanın satıldığı minik butiklerden oluşan, kendisi de bir sanat eseri sayılabilecek bir alışveriş merkezinden söz ediyorum) yer alıyor. Sokağın kendisi başlı başına bir alem zaten. Eğilip bükülen arnavut kaldırımları, ağaçlara asılı fenerler, amorf sokak lambaları ile masalsı bir yapı... Görülmeli... 

 

Son DüzenlenmePerşembe, 09 Ocak 2014 22:51
Öğeyi Oyla
(1 Oyla)
  • Zeynep Öztop

    Sinancım, eline sağlık. Benim kısa notlarımın hakkını vermişsiniz Viyanada ve keyifli gezi notlarına dönüşmüş senin elinde. Bizim yapmadıklarımızı okuyunca tekrar gidesim geldi.

    yazan Zeynep Öztop Perşembe, 09 Ocak 2014 19:31 Yorum Linki

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık